Performans değerleme sisteminin olması ve uygulanmasına
rağmen, zamanında geribildirimlerin verilmediği zamanında verilmeyen
geribildirimlerin iş akdinin fesihle
sonuçlanması durumunda sorun yarattığı gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bazense
yöneticilerin profesyonellikten uzak yönetim anlayışıyla “ayıp olmasın ya da ben bu kişiyle çalışıyorum
şimdi işler de yoğun çalışana Performansının
düşük çıktığı söylenirse hiç çalışmaz, böyle idare edelim” düşüncesi ile sürecin amacına hizmet etmez şekilde olumsuz etkilendiğini, hem geribildirim alamayan çalışana ve hem de
şirkete olumsuzluklar yarattığı aşikardır.
Unutulmamalıdır
ki; iş sözleşmeleri, işçi ve işveren
arasında güven ilişkisine dayalı olarak kurulan ve her iki tarafında birbirine karşı yükümlülükleri
bulunan sözleşme türlerdir. Teknoloji, değişen rekabet koşulları çalışma
hayatını da etkileyerek yeni çalışma biçimlerini ortaya koymakta çalışan
yetkinliklerinin beklentisinde de değişim yaratmaktadır.
Performans Değerlendirmenin Kanundaki
Yeri ;
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından
1982 yılında kabul edilen 158 sayılı
sözleşme (Hizmet İlişkisine İşveren tarafından son verilmesi) ülkemizce 3999 sayılı Kanunla 1994 yılında
onaylanarak, bu sözleşmeye uyum sağlamak üzere, ilk kez 1475 sayılı eski İş
Kanunu’nda yürürlüğe girmiş sonrasında, 4773 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle ve daha sonra da İş Güvencesi Kapsamında yapılan
değişikliklerle yasal düzenlemeler son
halini almıştır.
Bununla birlikte 4857
sayılı İş Kanunu Madde 18 de iş
ilişkisinin sonlandırılabileceği durumlara
“işçinin yeterliliğinden kaynaklanan
sebepler” olarak değinmiş, ancak “yeterlilik” kavramının sınır ve çerçevesi çizilmemiştir.
Uygulama anlamında; Yargıtay kararlarının ışığında “yeterlilik
kavramına açıklık getirilmeye çalışılmakta olup, her “performans nedeni ile
çıkışı” ayrı ayrı değerlendirek, çıkışın işverenlerce “son çare” olarak
düşünülmesinin iyi niyetli bir yaklaşım geliştirilmesinin çalışanı işten çıkartmak değil “kazanmak” yönünde bir
sistem olduğunu Yargısal boyutta ortaya koymak gerekmektedir.
ÇALIŞANIN
PERFORMANSI NEDENİ İLE İŞ AKDİ FESHİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR ;
1) Performans değerlendirme kriterlerinin önceden saptanarak çalışana
tebliğ edilmesi, işin gerektirdiği
bilgi, beceri, deneyim gibi yetkinliklerle birlikte, işyerine uygun davranışlar ve çalışandan
gerçekleştirmesi beklenen iş ve kişisel davranış ve gelişim hedeflerinde bu
kriterlerin esas alınması,
2) Performans ve verimden kaynaklanan beklentinin objektif
ölçütlere bağlanması,
3) İşçinin kişisel yetenek ve özellikleri itibariyle, fesih anında
iş sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülükleri tamamen veya kısmen yerine getiremeyecek
durumda olması ve bu nedenle işyeri çalışma düzeninin bozulması,
4) Çalışana zamanında geribildirim yapılması ve performansının
iyileşmesi yönünde işverence destek
verilmesi, bu yöndeki iyi niyetli yaklaşımın gösterilmesi,
5) İşçinin “yetersizliğini” gösteren durumunun süreklilik arz
ettiğini gösteren geçerli bir sürenin geçmiş olması,
6) İşçinin performans değerlendirmelerinin şirketçe kayıt altına
alınması ve muhafaza edilmesi,
7) “Yetersizlikten” dolayı iş sözleşmesinin feshine gidilecekse,
fesihten önce mutlaka çalışandan yazılı savunma alınması.
8) İşverence “Yetersizlik
nedeniyle iş akdi feshinin “ son
çare olduğu
Sonuç olarak; Performans Değerlendirme sistemi, çalışanı
kaybetmeye, işten çıkartmaya değil,
kazanmaya, geliştirmeye , şirkete daha verimli hale getirmeye yönelik,
şirketlere artı değer katacak bir sistem
olup, süreç sonunda “işçinin
yetersizliği” nedeni ile bir iş akdi feshi gerçekleşmesi kararı alınacaksa da sürecin Kanunlar karşısında da bu yapıcı düşüncemizi destekler nitelikte
uygulanması ve yönetilmesi gerekmektedir.
Yargıtay 9.Hukuk Dairesi ‘nin Emsal Kararı :
KARARTARIHI: 18.03.2008
9. Hukuk Dairesi
Esas: 2007/27584
Karar: 2008/5327
"ÖZET"
İŞVEREN,
İŞ SÖZLEŞMESİNİ İŞÇİNİN DAVRANIŞLARINDAN KAYNAKLANAN NEDENLERLE FESHEDEBİLİR.
İŞÇİNİN YETERSİZLİĞİNDEN KAYNAKLANAN NEDENLERLE İŞ SÖZLEŞMESİNİN
FESHEDİLEBİLMESİ İÇİN, İŞÇİNİN KİŞİSEL YETENEK VE ÖZELLİKLERİ İTİBARİYLE, FESİH
ANINDA SÖZLEŞMEDEN KAYNAKLANAN YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ TAMAMEN VEYA KISMEN İFA
EDEMEYECEK DURUMDA OLMASI ŞARTTIR. İŞÇİNİN NE ŞEKİLDE PERFORMANSININ DÜŞÜK
OLDUĞU, KENDİSİNDEN NE BEKLENDİĞİ, BEKLENEN İŞ VE KİŞİSEL GELİŞİM HEDEFLERİNİN
NELER OLDUĞU ÖNCEDEN İŞÇİYE AÇIKLANMALIDIR.
"İçtihat Metni"
Davacı, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini
belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesiniistemiştir.
Yerel mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava
dosyası İçin tetkik hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya
incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
İş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini
belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini
talep etmiştir.
Mahkemece savunmaya değer verilerek, yapılan performans değerlendirilmesi
sonucu davacının performansının düşük olduğunun tespit edildiği, tanıkların
bunu doğruladığı, savunmasının istendiği, ancak verilmediği, davacının ağır iş
yapamayacağına dair raporunun bulunmadığı, daha fazla verim alınması için
işyeri değişikliği yaptığı, ancak performans düşüklüğünün devam ettiği, feshin
4857 sayılı İş Kanunu'nun 19. maddesindeki usule göre yapıldığı ve geçerli
nedene dayandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. 4857 sayılı
İş Kanunu'nun 18. maddesinin 1. fıkrasına göre, işveren, iş sözleşmesini
işçinin davranışlarından kaynaklanan nedenlerle geçerli olarak feshedebilir.
İşçinin iş sürecinde gözlenen performansı ile işin sonucuna bağlı ölçülen
verimliliğine dayalı olarak yetersiz kaldığının belirlenmesi halinde, işçinin
yetersizliğinden doğan geçerli nedenlerden söz edilebilir. İş Kanunu'nun
gerekçesinde hangi hallerin İşçinin yetersizliği nedeniyle geçerli fesih hakkı
bahşedeceği Örnek kabilinden sayılmış olup bunlar; ortalama olarak benzer işi
görenlerden daha az verimli çalışma; gösterdiği niteliklerden beklenenden daha
düşük performansa sahip olma; işe yoğunlaşmasının giderek azalması; işe yatkın
olmama; öğrenme ve kendini yetiştirme yetersizliği; sık sık hastalanma;
çalışamaz duruma getirmemekle birlikte işini gerektiği şekilde yapmasını
devamlı olarak etkileyen hastalık, uyum yetersizliği, işyerinden kaynaklanan
sebeplerle yapılacak fesihlerde emeklilik yaşına gelmiş olma hallerdir. Kanunun
gerekçelerinde ifade olunan yetersizlikten kaynaklanan sebepler dışında,
işçiyle yapılan iş sözleşmesi, işyeri personel yönetmeliği, kurumsal çalışma
İlkeleri veya işyerine özgü performans değerlendirme kriterlerinde yer alan
işçinin verimliği ile ilgili beklentilerin karşılanamaması halinde de geçerli
sebeple fesih uygulanabilir.
İşçinin yetersizliğinden kaynaklanan nedenlerin iş sözleşmesinin
geçerli feshi imkanını bahşetmesi için, işçinin kişisel yetenek ve özellikleri
itibariyle, fesih anında iş sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülükleri tamamen
veya kısmen ifa edemeyecek durumda olması şarttır (Von Hoyningen-Huesslene,
G./Linck, R., §1 KSchG Rdnr. 176 sh. 165; Mues, W.M./Eisenbeis, E./ Legerlotz,
C./Laber, J., Kündigungsrecht, Teil 3 Rz. 4, sh. 606). İşçinin yetersizliğinin,
işletmenin normal işleyişinde somut olarak aksaklık ve bozulmalara sebebiyet
vermesi ve işçinin yetersizliğinin doğurduğu üretim aksaklığının ilave masrafı
doğurmayan tedbirlerle giderilemez olması gerekir. İş sözleşmesinin işçinin
fiziki ve mesleki yetersizliği nedeniyle geçerli bir şekilde feshedilebilmesi
için, onun iş edimini yerine getirmesi için sahip olması zorunlu olan mesleki
ve fiziki özelliklerindeki eksiklik ve yoksunluğun iş sözleşmesinin feshi
anında mevcut olması ve onun iş ediminin usulüne uygun bir şekilde ifası için
kısa sürede doktor, terapist, psikolog, antrenör vs.nin yardımıyla bu
özelliklere yeniden kavuşabilmesinin mümkün görülmemesi gerekir.
İşçinin yetersizliğine dayanan fesihlerde, iş edimi işçinin yeteneği gibi
kendisinde objektif olarak bulunan hal ve hususiyetlerden dolayı sözleşmeye
uygun olarak yerine getirilemezken, işçinin davranışından kaynaklanan fesihte,
sözleşmenin ifasında İşçinin somut olarak akde aykırı bir davranışı nedeniyle
iş edimi yerine getirilememektedir. Başka bir anlatımla, işçinin
yetersizliğinden kaynaklanan geçerli fesih sebebinin kabulü için, işçinin verim
düşüklüğünün işçinin icra ettiği iş için gerekli olan fiziki veya fikri
özellikleri haiz olmamasından kaynaklanmalıdır. Buna karşılık, yaptığı iş için
gerekli olan şahsi özelikleri haiz ve mesleki bilgilerle donanımlı; yani
mesleki yetenek ve uygunluk açısından aranan niteliklere sahip olan bir
işçinin, daha Önce kendisine ihtar edilmiş olmasına rağmen, aynı veya benzer
işi görenlerden ortalama olarak daha az verimli çalışmaya devam etmesi, işçinin
davranışından kaynaklanan geçerli bir fesih sebebidir.
İşçinin performans ve verim düşüklüğünün hastalığından ileri gelmesi halinde
ise, işçinin davranışından kaynaklanan geçerli fesih sebebi değil; hastalığa
bağlı işçinin yetersizliğinden kaynaklanan geçerli bir fesih sebebi söz konusu
olur. Hastalığa bağlı verim düşüklüğü, iş sözleşmesinin feshi anında, işçinin
verim düşüklüğünün gelecekte de devam edeceğine dair bir tahmini haklı
kılmalıdır. Hastalığa bağlı performans ve verim düşüklüğü nedeniyle iş
sözleşmesinin geçerli feshedilebilmesinin diğer bir şartı, bu durumun işyerinde
önemli olumsuzluklara ve aksaklıklara sebep olması, işverenin işletme ile
ilgili menfaatlerinin Önemli ölçüde ihlal edilmiş olması gerekir.
İşçinin performans ve verimlilik sonuçlarının geçerli bir nedene dayanak
olabilmesi için, objektif ölçütlerin belirlenmesi zorunludur. Performans ve
verimlilik standartlan işyerine özgü olmalıdır. Objektiflik ölçütü o işyerinde
aynı işi yapanların aynı kurallara bağlı olması şeklinde uygulanmalıdır.
Performans ve verimlilik standartları gerçekçi ve makul olmalıdır. Performans
ve verimlilik sonudanna dayalı geçerli bir nedenin varlığı için süreklilik
gösteren düşük veya düşme eğilimli sonuçlar olmalıdır. Koşullara göre değişen,
süreklilik göstermeyen sonuçlar geçerli neden için yeterli kabul edilmeyebilir.
Aynca, performans ve verimliliğin yükseltilmesine dönük hedeflere ulaşılamaması
tek başına geçerli neden olmamalıdır. İşçinin kapasitesi yüksek hedefler için
yeterli ise, ancak işçi bu hedefler için gereken gayreti göstermiyorsa geçerli
neden söz konusu olabilir.
Diğer taraftan, performans değerlendirilmesinde objektif olabilmek ve geçerli
nedeni kabul edebilmek için, performans değerlendirme kriterleri Önceden
saptanmalı, işçiye tebliğ edilmeli, işin gerektirdiği bilgi, beceri, deneyim
gibi yetkinlikler, işyerine uygun davranışlar ve çalışandan gerçekleştirmesi
beklenen iş ve kişisel gelişim hedeflerinde bu kriterler esas alınmalıdır. Bir
başka anlatımla, çalışanın niteliği, davranışları ve sonuçta ulaştığı hedef
önemli olmaktadır. Bu kriterler çalışanın görev tanımına, verimine, işverenin
kurumsal ilkelerine, uyulması gereken işyeri kurallarına uygun olarak objektif
ve somut olarak ortaya konmalı ve buna yönelik performans değerlendirme
formları hazırlanmalıdır. İşyerine özgü çalışanların performansının değerlendirileceği,
Performans Değerlendirme Sistemi geliştirilmeli ve uygulanmalıdır.
İşçinin, deneme süresi de belirli (ki bu en az altı ay olmalı) bekleme süresi
içinde saptanan mesleki özelliklerine dayanarak, bu süreden sonra performans ve
verim düşüklüğü nedeniyle iş sözleşmesi feshedilirse bu geçerli neden olarak
kabul edilemez. Yani bu süre içinde işçinin çalışma standartlan ve mesleki
(ş.abacı) özellikleri daha sonraki performans ve verimlilik ölçümü bakımından
işverenin kabul ettiği sınırlar olarak dikkate alınır. Ancak bu sınırların
altına düşülmesi ve bunun süreklilik göstermesi halinde geçerli neden
doğabilir. İşveren, bu sınırların üstünde bir performans ve verimlilik
beklentisinde haklı olduğunu ileri sürüyorsa, bu beklentiyi doğrulayacak eğitim
ve iş koşullarının iyileştirilmesi gibi performans artına olanakları
sağladığını da kanıtlamalıdır.
İş Kanunu'nun 19. maddesine göre: "Hakkındaki iddialara karşı savunmasını
almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışına veya
verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25. maddenin (II)
numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır". Buna göre, salt
işçinin savunmasının alınmaması tek başına süreli feshin geçersizliği sonucunu
doğurur, İşçi fesihten önce savunma vermeye davet edilmeli, davet yazısında
davranışı nedeniyle işten çıkarma sebebi açık ve kesin bir şekilde
belirtilmeli, makul bir süre önceden belirtilen yer, gün ve saatte hazır
bulunması, bulunmadığı takdirde yazılı bir savunma verebileceğinin; bildirilen
yerde belirtilen gün ve saatte hazır bulunmadığı ve de buna rağmen yazılı bir
savunma vermediği takdirde savunma vermekten vazgeçmiş sayılacağının kendisine
hatırlatılması şarttır.
Dosya İçeriğine göre, 2004 yılında işe giren davacı işçi, 2005 yılı sonlarında
ve 2006 yılı ortalarında performans değerlendirilmesine tabi tutulmuştur.
Davacı işçiye işe girdiğinde, objektif olarak belirlenen ölçütlere göre
performans değerlendirilmesine tabi tutulacağına dair bir tebliğ yapılmadığı
gibi, 2005 yılı sonundaki değerlendirme davacıya tebliğ edilmemiş ve
performansının düşük olduğu ihtar edilmemiştir. Davacının ne şekilde
performansının düşük olduğu, daha sonraki süreçte kendisinden ne beklendiği,
beklenen iş ve kişisel gelişim hedeflerinin neler olacağı açıklanmamıştır.
Somut bu maddi olgulara göre davalı işverenin gerçekleştirdiği fesih, geçerli
nedene dayanmamaktadır. Davanın kabulü yerine yazılı şekilde
reddi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasası'nın 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde
karar verilmiştir.
Hüküm:
Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
Kararın BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
3- Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi
içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının
davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt
ücreti tutannda BELİRLENMESİNE,
4- Davacı işçinin işe iadesi İçin işverene süresi içinde müracaatı halinde hak
kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve
diğer haklannın davalıdan tahsilininGEREKTİĞİNE,
5- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6- Davacının yapmış olduğu 76.40 VTL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile
davaaya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde
bırakılmasına,
7- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 500 YTL ücreti vekaletin
davalıdan
Alınarak davacıya verilmesine
8- Peşin alınan temyiz harcının
isteği halinde ilgilisine iadesine,
Kesin olarak 18.03.2008 gününde oybirliği İle karar verildi.