Ürün ya da hizmet alırken nelere dikkat edersiniz ? Ürünün/Hizmetin Kalitesi, Fiyatı, Satış sonrası hizmet, firmanın büyük olması....
Satış sonrası hizmet, son yıllarda tüketicinin özellikle dayanıklı tüketim malları/elektronik alımında 1.sırada baktıkları konu. Tüketici bilinçlendikçe, firmaların satış sonrası verdikleri hizmet daha da önem kazanmakta.
Tüketicinin bu talebi tabii ki rekabet piyasasında firmalar için de çok önemli bir konu ve artık birçok firmanın Çağrı Merkezi var. Çağrı Merkezi şirketleriyse cığ gibi büyümekte.
Firmalar Çağrı merkezlerini kendi firma bünyelerinde departman olarak açtıkları gibi aynı zamanda bu işi profesyonel destek alarak, bir anlamda taşere ederekde firmalara yaptırtabilmekte.
Firmaların Çağrı Merkezleri aracılığıyla müşteriye verdikleri mesaj şu: Size değer veriyoruz, Sizi dinliyoruz.....
Peki, bu sektör bu kadar büyürken ve bu iş için şirketlerce bu kadar bütçe ayrılırken müşteri gerçekten memnun mu, müşteri bağlılığı yaratılabiliyor mu ? Yoksa bu bir akım da firmalar bu modaya mı uyuyorlar, Çağrı Merkezleri “biz büyük firmayız” göstergesi mi?
Firmalar bu iş için bu kadar bütçe ayırırken tabii ki bir moda uğruna bu işi yapmayacalardır.
Danışmanlık Firması çalışanı bir arkadaşım bana; çağrı merkezlerine eleman bulmanın zorluğundan bahsetti. Çalışma saatleri, ücret azlığı, kariyer endişesi gbi nedenlerin bu sektörde çalışma konusunda insanları cezbetmediği, başlansa da kısa vadeli iş olarak görülmesi gibi sebepleri sıralarken, bu sebeplerin de İnsan Kaynakları Profesyonellerine personel devir hızı olarak döndüğünü bir çırpıda anlatıverdi.
Özellikle yeni üniversite mezunu gençlerin çağrı merkezlerinde çalışmasının kendilerine çok faydalı olacağını düşünüyorum.İş Hayatı baktığınızda vaka tecrübesinden ibaret, ne kadar çok olayla karşılaşırsanız ve ne kadar çok olay çözerseniz , o kadar çok tecrübe kazanırsınız. Tabir yerindeyse İş hayatında pişersiniz. Çağrı Merkezleri, şirketler için tüm şirkette olanı biteni öğrenmek için de bir araç, şirketin güçlü/zayıf yönlerini, müşterilerin düşüncelerini, çalışanlarınızın müşteri ye yaklaşımını öğrenmek için de bir fırsat. Bir tür Swot Analizi. Çağrı Merkezleri çalışanları da şirketteki işleyişe/sorunlara hakim olabilecek, gelen memnuniyet/şikayetleri dinlerken, sorun çözerken çok iyi tecrübe kal center, çaanacaklardır. Hatta bir dergide Amerika da bir şirketin üst pozisyonlarına yönetici yetiştirirken, bir süre şirketin çağrı merkezinde çalıştırdıklarını okumuş ve bu çok da hoşuma gitmiş, son derece güzel fikir olduğunu düşünmüştüm. Arkadaşıma da işte bu serzeniş sonrası bende bunları anlattım.
Bu arada geçtiğimiz hafta internet üzerinden de satış yapan bir teknoloji firmasının çağrı merkezi ile geçen hafta yaşadıklarımı da anlatmadan geçemeyeceğim.
Firmanın internet sitesinden alışveriş yaptıktan 10 dakika sonra arayarak ürünü iptal ettirdim. Çağrı merkezindeki hanım ürünün iptal edildiği onayını verdi. Ardından aynı gün tekrar sipariş vererek bir satın alma daha gerçekleştirdim.Ardından internet sitesine de sağlama almak üzere ürün iptal mesajı yazdım. Araya bayram girdiği için ysonraki siparişimin bana bayramdan sonra ürünün depodan çıkacağı bilgisini verdiler.
Bu arada bayram tatili sonrası hemen siteye girerek ürün siparişime tekrar baktım ki, 2 üründe bana gönderilmek üzere yola çıkmış gözüküyor. Çağrı Merkezini tekrar arayarak durumu bildirdim, oradaki hanım bana ürünle ilgili iptal bilgisini depoya verdiğini ve ürünü deponun hatalı olarak gönderdiğini, kargo şirketini hemen arayarak, kargoya bana gelmeden geri çagıracaklarını iletti. Ertesi günü ürün birde baktık ki (geri çağırılmamış olacak) ürün evimize teslim edilmiş. Tekrar çağrı merkezini aradım ve bana verilen yanıt şu oldu : Hanımefendi biz çağrı merkeziyiz notunuzu aldık, depoya bildirdik depo yanlışlıkla ürünü kargoya vermiş, talebiniz üzerine kargoya da bildirdik kargo bu durumu dikkate almamış biz yapmamız gereken yazışmalarımızı yaptık, biz çağrı merkeziyiz zaten. Cevabım şu oldu ; Peki bende çağrı merkezini aramadım zaten, firmayı aradım, hatanın depoda ya da kargoda olması benim için önemli değil, benim gözümde hata firmada.
Benim aldığım mesaj şu : Başınızın çaresine bakın...
Çağrı Merkezleri ; Hani biz değerliydik ve bizi dinliyor, çözüm sunuyordunuz.(Sözüm tüm çağrı merkezlerine değil)
Umarım firmalar Çağrı Merkezlerine bu kadar bütçe ayırırken; orada aldıkları geribildirimleri işlerini geliştirmek için bir veri olarak kullanabiliyor, şikayetleri işlerini geliştirmek için fırsata dönüştürüyor olsunlar.
Yoksa her olayı tanımlayan deyimlerimiz/atasözlerimiz arşivimizden çıkar ve yerini bulur : “Kaş yapayım derken, göz çıkartmak” gibi.
işveren markası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
işveren markası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Ağustos 2014 Perşembe
SİZİ DİNLİYORUZ....
8/07/2014 03:25:00 ÖS
call center, çağrı merkezi, işveren markası, performans Değerlendirme
5 comments
28 Ekim 2013 Pazartesi
Uyum Meselesi : Bir Oryantasyon Kazası
10/28/2013 11:31:00 ÖS
Eğitim, İK Blogları, işbaşı oryantasyon programı, işveren markası, motivasyon, Seçme Ve Yerleştirme
3 comments
Zorlu
bir iş müracaat ve mülakat sonrasında
beklenen sona geldiniz ve işe kabul edildiniz.
Hem
işveren ve hem de siz bu maratonda epey
bir zaman harcadınız. Artık siz içiniz rahat işbaşı yapacaksınız, işveren de boş pozisyonunu doldurmuş olmanın rahatlığında. İşbaşı
evraklarınız hazır ve işbaşı yapacağınız tarihi bekliyorsunuz.
İşyerinize
gideceğiniz tarih belirlenir ve yeni şirketinize gidersiniz orada bu yolculukta size kim refakat
edecek yönlendirilmesi yapılır ve emanet
edilirsiniz.Sizinle mülakat yapan Danışmanlık firması, İnsan Kaynakları departmanı ya da bu konuda
yetkilendirilmiş kişi sizinle bu pozisyon için neler gerektiğine ilişkin
kriterleri, organizasyondaki yeriniz, ücretiniz hepsinde mutabık kalınmıştır.
Artık içiniz rahat herşey konuşulmuş ve
herşey sizin için de uygun olarak gönül rahatlığı içinde işbaşı
alacaksınız. Artık
işbaşı oryantasyon programınız
başlayabilir.
Peki oryantasyon nedir önce bir hatırlayalım;
Oryantasyon,
dilimize Fransızcadan gelme bir sözcük olup,
yönelme; çevre şartlarına uydurma veya uyma, alışma; yeni bir çevreye
alıştırma programı, anlamına gelmektedir. Türkçe karşılığı olarak uyum sağlama
demek daha doğru olacaktır.
Neyse
ki emanet edildiğiniz kişi size şirketi
tanıtıyor, yapacağınız işler anlatılıyor. Bir de bakıyorsunuz ki durum hiçte iş
görüşmesindeki gibi değil. Organizasyonda bağlı olacağınız mevkii farklılaşmış,
yapacağınız iş size anlatıldığı hatta müracaat ettiğiniz ilandaki gibi herhangi
bir uzmanlık gerektirmiyor oldukça sıradan, ne gerek varmış böyle bir kadro olmasa da olurmuş, hep söylenir yapılmazmış, zaten şirket çalışılacak gibi değil herkes ve
herşey şikayet unsuru.
Şirketlerin
iş ilanlarında başka şirketlerin iş
ilanlarından etkilenerek, katalogdan beğenir gibi ilan vermeleri, iş
görüşmesinde de işi yine bu ilanlara bakarak pozisyondan beklenen işi olduğundan
farklı anlatmaları hem kendi zamanlarını ve hem de iş talep edenlerin
zamanlarını alan bir unsur. Gerçekte ne aradığımızı belirlemezsek hiçbir zaman
hiçbirşey bulamayacağımız açık.
İkincisi
de ister büyük ister orta ölçekli şirket olsun yeni başlayan çalışanların, işinden ve şirketinden memnun olmayan, negatif, mutsuz çalışanların yanında oryantasyon programını geçirmemesi
gerekliliği. İşinde mutlu olmayan çalışanların salgın gibi bunu tüm şirkete
yayabilecekleri gerçeğini gözden geçirmek gerekli.Bu salgına yakalanmamak adına
şirketlerde çalışan motivasyonuna ilişkin önlemlerin alınması da ayrı bir
çalışma gerektiren durum tabii ki. Oryantasyon programları hazırlanırken doğru
kişilerle bu programın yapılması yeni başlayan çalışanların şirkete
kazandırılması açısından çok önemli. Tabii bu arada işveren markasını da
unutmamak gerekli.
Oryantasyonun
Türkçe karşılığı olarak “uyum sağlama” demiştik, şirket çalışanları mutsuz, memnuniyetsiz yeni başlayanda mutsuz, memnuniyetsiz olsun ki uyum olsun
derseniz o da ayrı bir konu, bu
düşünceyle doğru yoldasınız…
Kaydol:
Yorumlar (Atom)








