.

E-Okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
E-Okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2013 Pazartesi

Eğitimde İnternet Devri : E-Ögrenme





İnternet hayatımızın bir parçası değil artık neredeyse bütünde büyük bir dilim halini aldı.

Teknolojik alanda her geçen gün bir yenilik  ekleniyor. Öğrenme  sistemimizde teknolojiye
ayak uydurmakta gecikmedi.
E-Okul ile birlikte İlköğretim  ve Lise çağındaki öğrenciler ve velileri  artık  karne öncesinde tüm sınav notlarına ve performans notlarına bu sistem sayesinde ulaşabiliyorlar. İlköğretim öğrencileri dahi sene başından sene sonuna kadar  notlarını  E-Okul dan takip ederek  bu yolla hedeflerini izleme şanslarına sahip oluyorlar. İlköğretim çağındaki çocuklar bu sayede  performans ve hedef  izleme alışkanlığı edinecek, bu yaşlarında Performans ve Hedef Yönetimi yapacaklar. Dershanelerdeki  etüd programlarını veya öğretmenlerle yapacakları bire bir görüşmeleri de yine Dershane internet sitelerinden takip edebilmekteler.
İnternet Dershanesi kavramlarının da hayatımıza girmesi gecikmedi. İnternet üzerinden ders anlatımı yapan sitelerde çığ gibi büyüdü.İnternet üzerinden ders programları, yabancı dil öğrenim programları satın alınabilmekte. Artık hemen her üniversite  E-MBA  programları açtı. Bu, eğitimine devam etmek isteyip çalışma hayatı nedeni ile bu hedefini erteleyen/gerçekleştiremeyenler için  iyi bir fırsat oldu.

E-Öğrenme sistemi genel olarak iki şekilde yapılmakta:

-      *  Öğrencilerin bilgisayar başında istedikleri zaman veya mekanda, diledikleri  kadar tekrar yaparak kendi kendilerine eğitim almaları 

-        * Bilgisayar ortamında canlı ve eşzamanlı olarak eğitmen ve bir grup öğrencinin aynı sanal sınıf ortamında buluşarak eğitim almaları

Bu arada şirketlerde tabii ki öğrenme ve iletişim sistemlerine interneti  dahil ettiler. Özellikle coğrafik alanda yaygın olan şirketler video konferans sistemi ile tüm çalışanlarla eşzamanlı toplantı düzenleme şansına sahip olmaktalar. Bu,  hem zamandan  hem de  paradan tasarruf etme fırsatı yaratırken coğrafik alanda tek bir yerden şirket üst düzeyinin yapacağı  açıklamanın, doğru bilginin  tüm şirket çalışanlarına aynı anda ulaşmasını sağlamakta.Şirketlerde en küçük bir bilginin bile kulaktan kulağa yayılarak yanlış şekillerde aktarımının yaşatacağı  kaosu  düşündüğümde video konferans sistemini gayet faydalı buluyorum. Örneğin :  İstanbul merkezli bir şirketin Pazarlama Müdürü'nün  Türkiye nin diğer altı  bölgesindeki  pazarlama uzmanları ile video konferans yöntemi ile haftalık toplantı yapması gibi
Birçok şirket, çalışanlarının eğitim ihtiyaçları için de  sınıf içi klasik eğitim yanında Uzaktan Eğitim sistemine geçti. Çalışanlar, sene başında kendilerine performans değerlendirmesi sonucunda atanmış olan eğitimleri yine  belirlenen tarihe kadar işten ayırabildikleri zaman dilimi içerisinde istedikleri zaman tamamlayabilmekteler.Hatta sistem eğitim sonunda mini bir test yaparak  yine çalışanların konuyu öğrenme seviyelerini ölçümlemektedir.Yine çalışanlar sistem üzerinde performans değerleme sonucuna göre kendilerine atanan makaleleri okuyup kitap tavsiyeleri de alabilmekteler.
Bu, şirket içerisinde hem maliyet anlamında tasarruf sağladığı gibi zaman anlamında da çalışana esneklik ve fırsat yaratmaktadır.
İnternet başında zaman geçirmenin negatif  taraflarından şikayet etmekle birlikte internet her alana girdi.İnternetin birebir iletişimi yok ettiği, özellikle çocukların internet başında çok fazla zaman geçirmemesi spora ve sosyalleşmeye zaman ayırması  gerektiği taraftarıyım. Zira özellikle de çocuklarda spor ve sosyalleşmeyi de eğitimin bir parçası olarak görmekte, iletişim becerilerine, kendilerine olan özgüvene  çok büyük  katkı sağladığını düşünmekteyim.  
Bununla birlikte internet,  kabul etmeliyiz ki doğru kullanıldığında bütün alışagelmiş ezberimizi bozan  hayatımızı kolaylaştıran çağın aracı diye de tanımlayabiliriz.

Artık internet sayesinde bilgiye her yerden ulaşmak kolaylaştı, mesafeler kısaldı  yeter ki bilgiyi almak isteyelim, öğrenmeye hazır olalım.

23 Mayıs 2013 Perşembe

Sürekli Ögrenme : Moso Agacının Hikayesi



Size bir yaşam hikayesi anlatsam…Örneğin içinde muazzam  bir yaşama tutunma mücadesi olsa.Yıllarca hiçbirşeyi bahane etmeden kendini yetiştirse ama bunu yaparken sessiz kalabilse  kimsenin kendini fark etmemesine hatta eleştirmesine aldırmadan. Diğerleri büyürken, gösterişliyken o tüm zorluklara rağmen derinlerde büyüse, sesi çıkmadan en önemlisi  vazgeçmeden. Acele etmeden yavaşça,  gösterişli olmanın  kibirine yenilmeden.
Hikaye kahramanımız zamanı geldiğinde de öyle bir patlama yaşar ki  yanındaki tüm gösteriş yapan bütün gün kendini eleştirenler yanında bir anda sönük kalır. Çünkü o  yüzeyde değil  acele etmeden derinlere sağlam kök salmış ve büyümüştür.
Bu kim mi?  Sürekli öğrenen  egolarını bilgiye değişmiş bir insan,  alt yapısı güçlü tüm krizleri ustalıkla yönetebilen bir şirket, kültürel anlamda gelişmiş yıkılmayacak bir millet ya da …….. Hepsi olabilir.
Neyse benim size anlatacağım hikaye  Uzakdoğu da yetişen bir bambu türü olan Moso ağacının hikayesi.Bu ağacın hikayesinden çok şeyler çıkartılabilinir, birçok şeyle özdeşlenebilinir.Bu ağacın gelişmesinden, ayakta kalabilmesinden çıkartılabilecek çok öğreti var.

En iyisi siz okuyun ve öğretiyi de kendiniz çıkartın J

Moso dikildikten sonra, ilk beş yıllık süre içinde, en ideal şartlar altında bile gözle görülür hiçbir gelişim göstermez. Başlangıçta yaklaşık 75 cm'lik bir fidan olarak toprağa dikilen bu ağaç, beş yılık bir süreden sonra sihirli bir el dokunmuş gibi, birden bire günde 40-45 cm kadar büyümeye başlar. Nihayet altı hafta içinde yaklaşık 27 metrelik boyuna ulaşır. Boyu 30 metreyi de geçen Moso ağaçları nadir de olsa bulunmaktadır.
       Aslında sihir değil yaşanan, Moso ağacının duruyormuş gibi yapıp birden bire hızla büyümesinin sebebi, toprağa sabırla saldığı yüzlerce metrelik köklerinden gelir.
     Moso'nun beş yıllık süre içerisinde hiçbir gelişim göstermeden varlığını devam ettirmesinin temel sorunu, gelişim için gereksinim duyduğu gerekli minerali yeteri kadar sağlayabileceği toprağı bulamamasıdır. Bataklık denebilecek derece sulak topraklarda ve çok yoğun yağış alan bölgelerde yetişen Moso, akan suların beraberinde götürdüğü minerallerin eksikliğini tamamlamak üzere uzun süre sadece kök salar. Saldığı yüz metrelerce uzunluğundaki kökleri sayesinde eksikliklerini tutunduğu toprak gözüken zeminden tamamlar ve yılların kaybını dengeleyecek şekilde çok hızlı gelişir.
      Gerekli gelişim için geçirdiği evrimsel ve birikimsel süreç beş yılın sonunda onda bir patlama yaratır ve günlük 40-45 santimetre kadarlık bir büyüme gerçekleştirir, altı hafta içindeyse bu büyüme otuz metreye kadar çıkabilir.

30 Mart 2013 Cumartesi

Başarı için ; Yetenek ve Eğitim


Hepimiz  zayıf olduğumuz alanlarda kendimizi geliştirmek isteriz. Çevremizdeki kişilere bakıp, onları güçlü gördüğümüz alanlarda kendimizi eksik hisseder, o alanların üzerine gideriz.İnsanlarda bunca yıldır gerek gözlemlediğim, gerekse de kişilik testlerini yaparken yaptıkları bir şey var : Kendilerini eksik buldukları konularda daha iyiymiş gibi gösterme eğilimindeler.Oysa ki herkes  kendine özel  . Hatta bazı kişilik özelliklerine baktığımda artı ve eksi  özelliklerin arasında bir senkron olduğunu görüyorum. İnatçı olarak  görülebilecek  bir kişinin diğer tarafta kararlı davranışlar göstermesi gibi.
Şirketlerde de  çalışanın  zayıf olduğu alan üzerine kafa yorulur, o alanda gelişmesi için eğitimler organize edilir, takip edilir.Oysa bana göre kişilerin yetenekli olduğu alanlar fark edilir ve üzerinde çalışılırsa çok daha başarı gelecektir.Hepimizin  kendimizi iyi hissettiğimiz, diğerlerinden daha iyi yaptığımız hatta içine kendimizi kattığımız işler var. İşte bunları iyi takip etmek gerekir çünkü bunlar aynı zamanda bizim güçlü yönlerimizi de keşfetmemiz için ipuçlarımız.
İnsanlar yetenekli olduğu alanlarda kendilerini iyi ve güvende hissederler.Hele ki yeteneğinin desteklediği alanda uzmanlaşırlarsa başarı zaten kaçınılmazdır.

Şimdi kendinizi keşfetmeniz için 3 soru soracağım:

*Çevrenizdeki diğer kişilerden  farklı  neler yapıyorsunuz?
*Zaman faktörü hiç aklınıza gelmeden, yorulmadan hatta yorgunluğunuz  fark etmeden tüm gün neler yapabilirsiniz?
*Sizi  heyecanlandıran, meraklandıran  alanlar nelerdir?

Bir dönem drama eğitimi alırken, tiyatrocularla birlikte çalışmıştım,  bu alandan örnek vermek isterim .Alaylı dediğimiz tiyatrocular var  etkileniyoruz hatta kendi kendimize “alanında eğitim almamış ama nasıl iyi rol  yapıyor, bir de eğitimini alsaymış” diyoruz,  yine bir grup tiyatrocu var ki  bu konuda yetenekli ve üzerine bir de doğru eğitim almış, onların çıkardığı oyundan etkilenmemiz katlanıyor. Fakat bir de tiyatro eğitimini şansa alanlar var ki onlar sadece eğitim almış oluyorlar, açıkçası hemen onlar da fark ediliyor.
Kısacası insan yeteneği olan alanda eğitim alır ve üzerine de tecrübe kattığında başarı kaçınılmaz oluyor zaten.Kişinin yeteneği olan alanda hem  kavrama ve öğrenme süresi çok daha kısa hem de o alanlarda daha mutlular.
Kişinin  eğitim ve bilgi eksiği varsa, bu açığı kapatmasının en önemli yolu okumak, eğitim almak ve sürekli öğrenmek için heyecanını canlı tutmaktan geçer. Daha sonra bu öğrendiklerini uygulama becerisi de onu kariyerinde daha tepe noktalara ulaştıracaktır.
Bana göre zayıf olduğunuz alanlarda çalışmak, geliştirmeye çalışmak güzel ama bu arada güçlü olan yanlarınızı unutmayın derim. Güçlü olan yanlarınızı da besleyin, okuyun, araştırın ve üzerine birşeyler koyun, o alanlarınızı kullanın ve tecrübelenin. O  alanda yeteneğiniz varsa ve üzerine de birşeyler katmışsanız hemen fark edileceksiniz.

17 Şubat 2013 Pazar

Öğrenmek Üzerine


Bir bilge bir göletin başında oturmaktadır dikkatini susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip tam su içecekken kaçması çeker dikkatle izler olayı köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki kendi aksini görüp korkmaktadır bu yüzdende suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi aksini görmediği için suyu içer.

O anda bilge düşünür, `Benim bunda öğrendiğim şu oldu der. `Bir insanın istekleri ile arasındaki engel çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.` Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür.

Asıl öğrendiği şey "İnsanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur." 

Bu yüzden ne varsa diğer insanlarla  paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır... Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü  vardır.Değer ver ve dinle...