.

25 Mart 2013 Pazartesi

Pazarlama Zekası:Talep Yaratmak


Kimi büyük yazarların eserlerini bastırabilmek için giriştikleri yorucu ve sinir bozucu çaba, başarı hikayelerinin temel kaidesini doğrular niteliktedir. Reddedilmekten korkmayın, inatçı olun, hedefinizin peşinden bıkmadan koşun. Bakınız George Bernard Shaw, ünlü olmadan önce yazdığı beş romanla  60 yayınevinden red cevabı almasına rağmen pes etmez.Aksine bu olumsuz cevaplar onu daha bir kamçılayarak, yaratıcı fikrinin canlanmasına neden olur.
Bernard Shaw’ un ilk kitabı için bir talep yoktu. Kimse adını bile duymamıştı ki, kitapları nasıl talep bulacak?  Kitabı için gerekli parayı kendisi temin ederek bastırdı. Sonra  bir kitapçıdan diğerine giderek, "George Bernard Shaw'un kitabı var mı" diye sormaya başladı.
Kitapçılardan şu yanıtı alıyordu :  "George Bernard Shaw mu? Bu adı hiç duymadık"
Verdiği cevap şu oluyordu :  Bir kitapçı işletiyorsunuz ve böyle büyük bir yazarı hiç duymadınız mı? Bu sektördeki yenilikleri takip mi etmiyorsunuz ? İlk fırsatta mutlaka George Bernard Shaw kitabı alın." diyerek tavsiyelede bulunuyordu. Sadece tek bir kitap bastırmıştı, ama birkaç kitabın reklamını yapıyordu. Çünkü zaten kitapçıları dolaşıyorken, neden sadece tek bir kitabın reklamını yapasınız ki? Sonuçta tek bir kitap, bir insanı büyük yazar yapmaz.
Kıyafet değiştirip; bazen şapka, bazen gözlük takıp tekrar giderdi. Ve insanlar onun evini dahi aramaya başladı. Bütün bu reklamı ve talep oluşturmayı kendisi yapmak zorunda kalmıştı. İlk kitabını böyle sattı. Sokaktaki insanlara soruyordu. "George Bernard Shaw adında bir yazarın yazdığı bir kitap hakkında çok şey duyuyorum. İnsanlar  süper, muhteşem bir yazar olduğunu söylüyorlar. Siz Show’un hangi kitabını okudunuz ?"
İnsanlar, "hayır, daha önce adını bile duymadık" diyordu. " Ben Londra'yı kültürlü bir toplum sanırdım" diyordu. Sonra kütüphanelere, kitap kulüplerine ve talep yaratacağını düşündüğü her yere giderek, bu tarz söylemlerle o talebi yarattı. Sonunda çağının en büyük yazarlarından biri oldu, kitapları yok sattı. Ve kitaplarına gelen talebi kendisi yaratmıştı.
Osho-Cesaret

2013 Yılının İkinci Dönemine ait Bordro Parametreleri



2013 Yılının İkinci Yarısına İlişkin Bordro Parametreleri
(01.07.2013 – 31.12.2013) TL
GÜNLÜK BRÜT ASGARİ ÜCRET(16 yaşından büyükler için) 34,05
GÜNLÜK BRÜT ASGARİ ÜCRET(16 yaşından küçükler için) 29,25


AYLIK BRÜT ASGARİ ÜCRET(16 yaşından büyükler için) 1021,50
AYLIK BRÜT ASGARİ ÜCRET(16 yaşından küçükler için) 877,50


GÜNLÜK PRİME ESAS KAZANÇ/SGK/ALTSINIR 34,05
GÜNLÜK PRİME ESAS KAZANÇ/SGK/ÜSTSINIR 221,33


AYLIK PRİME ESAS KAZANÇ/SGK/ALT SINIR 1021,50
AYLIK PRİME ESAS KAZANÇ/SGK/ÜST SINIR 6639,75


ÇOCUK YARDIMI İSTİSNASI/SGK 20,43


AİLE YARDIMI İSTİSNASI/SGK 102,15


YEMEK YARDIMI İSTİSNASI/SGK 2,04


GELİR VERGİSİNE ESAS KAZANÇLAR/% 15 0 - 10.700
GELİR VERGİSİNE ESAS KAZANÇLAR/% 20 10.701 -26.000
GELİR VERGİSİNE ESAS KAZANÇLAR/% 27 26.001 - 94.000
GELİR VERGİSİNE ESAS KAZANÇLAR/% 35 94001 TL üzeri


Bireysel emeklilik+özel sağlık sigortası primi istisnası/prime esas kazanç 306,45


ÇOCUK YARDIMI İSTİSNASI/GVK 18,99
0-6 yaş grubu için 37,97
AİLE YARDIMI İSTİSNASI/GVK/KAMU 162,08


YEMEK YARDIMI İSTİSNASI/GVK 12,00


1. DERECE SAKATLIK İNDİRİMİ/GVK 800,00
2. DERECE SAKATLIK İNDİRİMİ/GVK 400,00
3. DERECE SAKATLIK İNDİRİMİ/GVK 190,00


KIDEM TAZMİNATI TAVANI 3218,76


Damga Vergisi oranı 7,59


Asgari Geçim İndirimi (AGİ) Tablosu
Medeni Durum Aylık AGİ Tutarı
Bekar/eşi çalışan+0çocuk 73,40
Bekar/eşi çalışan+1çocuk 84,41
Bekar/eşi çalışan+2çocuk 95,42
Bekar/eşi çalışan+3çocuk 102,76
Bekar/eşi çalışan+4çocuk 110,10
Bekar/eşi çalışan+5çocuk 117,44
Bekar/eşi çalışan+6çocuk 124,78
Evli+eşi çalışmayan+0çocuk 88,08
Evli+eşi çalışmayan+1çocuk 99,09
Evli+eşi çalışmayan+2çocuk 110,10
Evli+eşi çalışmayan+3çocuk 117,44
Evli+eşi çalışmayan+4çocuk 124,78

2013 Yılının Birinci Dönemine ait Bordro Parametreleri


2013 Yılının İlk Yarısına İlişkin Bordro Parametreleri
(01.01.2013 – 30.06.2013) TL


GÜNLÜK BRÜT ASGARİ ÜCRET(16 yaşından büyükler için) 32,62
GÜNLÜK BRÜT ASGARİ ÜCRET(16 yaşından küçükler için) 27,97


AYLIK BRÜT ASGARİ ÜCRET(16 yaşından büyükler için) 978,60
AYLIK BRÜT ASGARİ ÜCRET(16 yaşından küçükler için) 839,10


GÜNLÜK PRİME ESAS KAZANÇ/SGK/ALTSINIR 32,62
GÜNLÜK PRİME ESAS KAZANÇ/SGK/ÜSTSINIR 212,03


AYLIK PRİME ESAS KAZANÇ/SGK/ALT SINIR 978,60
AYLIK PRİME ESAS KAZANÇ/SGK/ÜST SINIR 6360,90


ÇOCUK YARDIMI İSTİSNASI/SGK 19,57


AİLE YARDIMI İSTİSNASI/SGK 97,86


YEMEK YARDIMI İSTİSNASI/SGK 1,96


GELİR VERGİSİNE ESAS KAZANÇLAR/% 15 0 -10.700
GELİR VERGİSİNE ESAS KAZANÇLAR/% 20 10.701 -26.000
GELİR VERGİSİNE ESAS KAZANÇLAR/% 27 26.001 - 94.000
GELİR VERGİSİNE ESAS KAZANÇLAR/% 35 94001 TL üzeri


Bireysel emeklilik+özel sağlık sigortası primi istisnası/prime esas kazanç 293,58


ÇOCUK YARDIMI İSTİSNASI/GVK 18,43
0-6 yaş grubu için 36,87
AİLE YARDIMI İSTİSNASI/GVK/KAMU 157,35


YEMEK YARDIMI İSTİSNASI/GVK 12,00


1. DERECE SAKATLIK İNDİRİMİ/GVK 800,00
2. DERECE SAKATLIK İNDİRİMİ/GVK 400,00
3. DERECE SAKATLIK İNDİRİMİ/GVK 190,00


KIDEM TAZMİNATI TAVANI 3125,01


Damga Vergisi oranı 7,59




Asgari Geçim İndirimi (AGİ) Tablosu
Medeni Durum Yıllık AGI toplamı
Bekar/eşi çalışan+0çocuk 880,74
Bekar/eşi çalışan+1çocuk 1012,85
Bekar/eşi çalışan+2çocuk 1144,96
Bekar/eşi çalışan+3çocuk 1233,04
Bekar/eşi çalışan+4çocuk 1321,11
Bekar/eşi çalışan+5çocuk 1409,18
Bekar/eşi çalışan+6çocuk 1497,26
Evli+eşi çalışmayan+0çocuk 1056,89
Evli+eşi çalışmayan+1çocuk 1189,00
Evli+eşi çalışmayan+2çocuk 1321,11
Evli+eşi çalışmayan+3çocuk 1409,18
Evli+eşi çalışmayan+4çocuk 1497,26














4857 sayılı kanun gereği 2013 yılı için uygulamaya alınan İdari Para Cezaları




4857 Sayılı Kanun Gereği Uygulanacak Para Cezaları aşağıda listelenmiştir


Yeniden Değerleme Oranı : 7.80 dir.


(Uygulama Dönemi :01.01.2013 / 31.12.2013)




Kanun Ceza
Ceza
Mad Mad Cezayı Gerektiren Fiil (TL)
3 98 Maddenin ikinci fıkrasındaki işyerini muvazaalı olarak bildiren asıl işveren ile alt işveren veya vekillerine


ayrı ayrı 14651
5 99/a İşçilere eşit davranma ilkesine uyulmayan her işçi için 118
7 99/a Geçici iş ilişkisi hükümlerine aykırı davranılan her işçi için 118
8 99/b Çalışma koşullarına ilişkin belge verilmeyen her işçi için 118
14 99/b Çağrı üzerine çalışma usulüne ilişkin hükümlere uyulmayan her işçi için 118
28 99/c İşten ayrıldığı halde çalışma belgesi verilmeyen veya belgesine yanlış bilgi yazılan her işçi için 118
29 100 Toplu işten çıkarma hükümlerine aykırı davranarak işten çıkarılan her bir işçi için 485
30 101 Çalıştırılmayan her özürlü işçi ve çalıştırılmayan her ay için 1832
30 101 Çalıştırılmayan her eski hükümlü işçi ve çalıştırılmayan her ay için 1832




32 102/a Ücret ile kanundan veya TİS’den yada iş sözleşmesinden doğan ücretin kasten ödenmemesi veya


eksik ödenmesi halinde her işçi ve her ay için 134




39 102/a Asgari ücretin ödenmemesi veya noksan ödenmesi, ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit


zorunlu tutulduğu halde özel olarak açılan banka hesabına ödenmemesi halindeher işçi ve her ay için 134




37 102/b Ücret hesap pusulası düzenlememek 485
38 102/b Yasaya aykırı olarak ücret kesme cezası vermek 485
52 102/b Yüzde usulü uygulanan işyerlerinde, her hesap pusulasının genel toplamını gösteren belgeyi işçilerin seçtiği


temsilciye vermemek 485




41 102/c Fazla çalışma ücreti ödenmeyen, hak ettiği serbest zamanı altı ay içinde kullandırılmayan, onayı alınmadan


fazla çalıştırılan herbir işçi için 237




56 103 Yıllık ücretli izni yasaya aykırı olarak bölünen her işçi için 237
57 103 Yıllık izin ücreti yasaya aykırı şekilde veya eksik ödenen her işçi için 237
59 103 İş sözleşmesinin sona ermesinde kullanmadığı iznin ücreti ödenmeyen her bir işçi için 237
60 103 İzin yönetmeliğine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandırılan her işçi için 237
63 104 Çalışma sürelerine ve buna ilişkin yönetmelik hükümlerine uymamak 1293
64 104 Telafi çalışmasına ilişkin yasa hükümlerine uyulmadan çalıştırılan her işçi için 237
68 104 Ara dinlenmelerini yasa hükmüne göre uygulamamak 1293
69 104 İşçileri geceleri 7,5 saatten fazla çalıştırmak, gece ve gündüz postalarını değiştirmemek 1293
71 104 Çalıştırma yaşı ve çocukları çalıştırma yasağı hükümlerine aykırı davranmak 1293
72 104 18 yaşını doldurmamış erkek ve her yaştaki kadınları yer altı ve su altında çalıştırmak 1293
73 104 Çocuk ve genç işçileri gece çalıştırmak, çalıştırma yasağına ilişkin kanun ve yönetmelik hükümlerine


aykırı davranmak 1293
74 104 Doğum öncesi ve sonrası sürelerde kadınları çalıştırmak veya ücretsiz izin vermemek 1293
75 104 İşçi özlük dosyalarını düzenlememek 1293
76 104 Çalışma sürelerine ilişkin yönetmelik hükümlerine uymamak 1293
90 106 İş-kur’dan izin almaksızın iş ve işçi bulma faaliyetinde bulunmak.


(4904 sayılı Kanunun 20 nci maddesinin (h) bendindeki tutar esas alınır.) 14651




92 107 İş müfettişlerinin davetine gelmemek, ifade ve bilgi vermemek, gerekli belge ve delilleri göstermemek


ve vermemek, kendilerine gerekli kolaylığı göstermemek 11721




96/1 107 İş müfettişleri tarafından ifade ve bilgilerine başvurulan işçilere telkinde bulunmak, işçileri gerçeği


Saklamaya ya da seğiştirmeye sevk etmek veya zorlamak 11721




96/2 107 İşçilerin gerçeğe aykırı haberler vererek işvereni gereksiz işlemlerle uğraştırmaları veya haksız yere


kötü duruma düşürmeye kalkışmaları, denetim ve teftişin yapılmasını güçleştirmeleri, kötü niyetli


davranışlarda bulunmaları 11721




107/2 107/2 İş müfettişlerinin teftiş ve denetim görevlerini yapmalarını ve sonuçlandırmalarını engellemek 11721

NOT:   Uygulanacak  İPC Miktarları, Yeniden Değerleme oranında arttırılmakta ve 1 TL nin altındaki tutarlar  dikkate alınmamaktadır.



















21 Mart 2013 Perşembe

Ezilenlerin Tiyatrosu - Augusto Boal


Boal in Ezilenlerin Tiyatrosu atölyesine katılma fırsatı bulmuştum.Gerçekten son derece kişiyi başka bireylerle empati kurmaya, olayları analiz etmeye yönelten, düşündürten ve sorgulatan, içimizdeki ezen ve ezilen psikolojisini tüm gerçekliği ile yaşatan, en başta da kişinin ve diğerlerinin düşünsel kalıplarını tüm gerçekliği ile fark ettiren bir  çalışmaydı.
Bireyin "kendini değiştirme gücü" nü farkedebilmesini sağlayınca dünyanın kendiliğinden değişeceği tezini savunan ezilenlerin tiyatrosu 'nun kurucusu, kuramcısı, düşün ve eylem insanıdır Boal.Ezilenlerin tiyatrosu tiyatroyu yeniden  kaynaklarına, sokaklara, fabrikalara,  gecekondulara yöneltmiştir.Geleneksel seyirci kavramını  eleştirel bir analize tabi tutmuştur. Seyircideki ataleti yıkarak  onu eylemde bulunmaya itmiştir. Çalışmalarında seyircileri seyirci-oyuncu olmaya teşvik eden, yanıtlar bulmalarını ve yanıtları sahne üstünde eylem halinde göstermeye  teşvik eder.


20 Mart 2013 Çarşamba

Korkuyla İş Yaptırma Sanatı (!)


En sık duyduğum, hatta iş hayatında  örneklerini canlı gözlemlediğim problemlerden biri de yöneticilerin ekiplerinden tehditle performans çıkartmaya,  ya da performans arttırmaya çalışması. İşte bu tarz  tehditlere birkaç örnek:
"Bu raporları neden daha çabuk yapmıyorsun? Böyle giderse seni bu işten emekli edeceğim"
"Bak Ayşe seni geçti,  bundan sonra sadece Ayşe ile mi çalışsak?   (biraz da yarıştırma)
"Eğer bu projeyi zamanında bitiremezsen yılbaşında sözleşmenin yenilenmesini unut"
"Ülkede zaten işsizlik var, biri gider diğeri gelir"
“Bu masayı fazla boş bırakmaya gelmez”
Umarım bu tarz yöneticilerle karşılaşmazsınız.Fakat  maalesef belirli bir yönetici kadrosu var ki, birbirinden farklı amaçları olsa da, tehdit ederek kafalarındaki iş hedeflerine bu tarz kendilerine ait yöntemlerle(!)   ulaşabileceklerini düşünüyorlar.
Şimdi hepinizin aklına gelen soru şu oldu.Bir yönetici çalışanını neden tehdit eder ?
1. Korku yaratarak  daha fazla performans alabileceğini düşünebilir, çalışanını korku yolu ile motive edeceğini hatta bu yolla elinde tutabileceğini sanır. Aslında burada en dibine bakıldığında bu davranışları yaptıran da kendi korkularıdır.
2. Kendine özgüveni ve liderlik yetkinlikleri düşük olabilir
3) Farklı amaçları olabilir: bulunduğu  kadrodan çok kısa zamanda başka yerlere günlük, göstermelik başarı ile sıçrayabileceğini düşünüp, astlarını bu şekilde baskılıyor olabilir. Ya da tam tersi bulunduğu masaya öyle bir yapışmıştır ki,  astlarını baskılayarak onların da sıçramasına engel olmaya çalışıyor  olabilir ki bu  şirkette ciddi sorunlar var demektir.
4. Kendi özelinde ya da iş hayatında mutsuzlukları, psikolojik sorunları  olabilir
5. Çalışandan bir sebepten dolayı gerçekten kurtulmaya çalışıyor olabilir
Sıraladığım 5 şıkka bakıldığında yöneticinin kendinden kaynaklı sorunların  olduğunu görmekle birlikte,  ilgili şirkette problemler olduğunu da görebiliriz.Ben bir adım daha giderek korku yolu ile iş yaptırmanın yerleşmiş olduğu şirketler olduğunu ve  hatta bunun şirket kültürü halini almış olduğunu dahi söyleyebilirim.
Burada hemen şu soru gelecektir,  peki bu durumda ne yapılabilinir ?
1. Çalışan yöneticisine   " neden kendisine bu şekilde davrandığını, kendisinden ne beklendiğinin  açıkça ifade edilebileceğini" düzgün bir dille sormalı ve bu şekilde demoralize olduğunu aktarmalıdır. Bu konuşma ile  durumda düzelme varsa güzel,  fakat gerçekten  bilinçli olarak yapılan bir davranışsa çalışanın vay haline.
2. Durumda bir değişiklik yaşanmıyorsa, varsa şirkette  İnsan Kaynakları Departmanına, İnsan Kaynakları Departmanı yoksa kendi yöneticisinin bir üstüne yaşadıklarını somut örnekler ile aktarmalı ve çözüm arayışına birlikte girmelerini istemelidir. (Bir üst yöneticinin konuya duyarlı olmasını umalım)
3. Eğer soruna yine çözüm üretilmiyor veya üretilemiyorsa,  hatta bu durum göz ardı ediliyorsa, çalışan mobbinge maruzdur, kendisine yeni iş aramalı eğer mobbingle ilgili yasal bir girişimi olacaksa da gerekli bilgi ve  belgeleri  toplamalıdır.
Gelelim bireysel açıdan baktığımızda en tehlikeli  boyuta;
Eğer  çalışan bu konuda bir şey yapmaz ve en tehlikelisi de tehdit altında çalışmayı iş hayatının doğalı olarak algılamaya başlarsa,   şu an size abartı olarak gelebilir ama bu  zihninde öğretilmişliklerinin içinde yerini alır ve bu korkunun esiri haline gelir.Bir aşama sonrasında özgüveninde eksilmeler meydana gelmekle birlikte, bir çeşit stockholm sendromu (bknz) olarak tabir edilen psikolojik durumun  pençesine düşmüş olacaktır.
Güdülenen korkularımızın, esaretimiz sonrasında  gerçeğimiz  haline dönüşmemesi dileği ile.



Stockholm sendromu, rehinenin kendisini rehin alan Terörist kişiyle olası diyalog sürecinde oluşan duygusal anlamda sempati ve empati oluşması olarak özetlenebilecek psikolojik durumu anlatan literatür terimdir. Bu sendromun ortaya çıkmasının temel nedeni, hayatta kalma içgüdüsüdür. Dış dünyadan tamamen soyutlanan kurban, ihtiyaçları için kendisine baskı yapan kişiye bağımlı olduğunu hisseder. Saldırganın yaptığı küçük iyilikler kurbanın gözünde büyür, zamanla kurban kendisini saldırganın yerine koyup olayları onun gözünden görmeye, yaptıklarına hak vermeye başlar.Kurban tarafından baskıcının şiddet eğiliminin tamamen göz ardı edilmesi sonucunda, içinde bulunulan tehlike de reddedilir.
Psikiyatr Nils Bejerot tarafından adlandırılan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç'in başkenti Stokholm'de yaşanan bir olaydan almaktadır. Banka soyguncusu tarafından altı gün boyunca rehin tutulan bir kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlanır. Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmaz, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler. Stockholm sendromu birçok rehine olayında yaşanmıştır.

18 Mart 2013 Pazartesi

Biraz da Mizah : İnsan Kaynakları

                                                 



                                                       







27 Şubat 2013 Çarşamba

Kariyer Konusuna : Farklı Bir Perspektif





Aşağıda paylaşacağım video herbirimizde farklı düşüncelere yol açacak belki de.

Kimimiz izlerken başrolde işe gitmek üzere hazırlanan adama biraz özenecek, herkes ona hizmet ediyor diye niteleyecek, kimimiz eşya figürü alan insanlara takılıp şaşıracak, kimimiz bu durumu yaşam içinde hizmet edenler veya edilenler olarak algılayacak ...............

Filmde İspanyol yapımcılar bu hizmet etme/edilme halini en komedisinden en trajik haline varana kadar işlemişler.

Filmin ilk sahnesi şöyle başlıyor : Saatin içinde smokinli bir adam kollarını sahibinin zamanı görebilmesi için akrep ve yelkovan olarak kullanıyor ve sabah zamanında kalkmasını sağlıyor.

Film ilerledikçe ; Askılık kadınlar, masa görevi gören kadın ve adam, trafik lambası adamlar, ayna tutan adam, asansör görevi gören şişman adam ve taksi adamları görüyoruz.

Filmi izlerken filmimizdeki esas adama mı özenirsiniz hizmet edilen olarak, yoksa asansör veya saat görevi gören insanlara mı üzülürsünüz ? Burada aklınıza farklı düşünceler gelebilir.

Hepimiz hayatın içinde birilerine hizmet ederken, birilerinin de hizmetini almıyormuyuz? Hergün ekmek aldığımız fırıncı, gittiğimiz kuaför, trafik polisi ..........

Aslında başka bir deyişle onlar da kendi işlerini yaptıkları alanlarında kariyer yapmıyorlar mı?

Taksi adamlar yok mudur, gerçek anlamda insanları bir yerden bir yere götüren? Bunu metafor olarak düşünürsek; insanları tolere eden, çabalayan, bir yerlere gelmesi için uğraşan veya onları bir yerlere taşıyan. Böyle insanlar yok mu çevrenizde ?

Şirketlerde de durum böyle,  ofiste çay servisi yapan hanım, müdürünün istediği tabloyu hazırlayan Finans Uzmanı, Genel Müdüre verimlilik raporunu analiz ederek yorumlayan Finans Müdürü... Herkes bir yerlerde hizmet alırken, hizmet veriyor.

İşte asıl filmin en düşündürücü ve trajik sahnesi...O herkesin hizmetini alan kişi şirketine gider çanta ve ceketini bırakır ve görevinin başına geçer sona dikkat.... İzlemenizi tavsiye ederim.


18 Şubat 2013 Pazartesi

Yabancıların Türkiye de Çalışma İzni Alma Aşamaları


Türkiye’de bulunan ve çalışmak isteyen yabancıların çalışabilmesi için çalışma izni alması gerekmektedir. 4817 sayılı Kanun kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yapılacak müracaatların elektronik ortamda yapılması ve kâğıt ortamında imzalanarak Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği Ekinde belirlenen diğer belgelerle birlikte Bakanlığa ulaştırılması gerekmektedir.


Yurtdışından yapılacak başvurular...
Yabancılar, yurtdışından çalışma izni için başvurularını milliyetinde bulundukları veya sürekli ikamet ettikleri ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine yapacaklardır. Temsilcilikler, çalışma izin talebine ilişkin olabilecek değerlendirmeleri ile birlikte bu başvuruları doğrudan Bakanlığa iletirler.


Yurtiçinden yapılacak başvurular...
Yurtiçinden, sadece minimum altıay süreli ikamet tezkeresi almış ve bu süresi sona ermemiş olan yabancılar veya bunların işverenleri, başvurularınıdoğrudan Bakanlığa yapabilirler. Başvuru için istenen belgelerin yapılan elektronik başvuruyu takip eden altı işgünü içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ulaştırılması gerekmektedir.


Türkiye’de öğrenim amacıyla verilen ikamet izinleri hariç, herhangi bir sebebe istinaden minimum altı ay süreli ikamet izni almış olup da bu izin süresi içinde çalışma izni verilmiş yabancılardan, Türkiye’nin dış temsilcilikleri kanalı ile çalışma vizesi alması koşulu aranmaz. Ancak, insan ticaretine konu olan veya olabilecek alanlarda çalışacak yabancılar için altı ay süreyle ikamet etmiş olması konusu dikkate alınmayarak, her defasında dıştemsilciliklerimizden çalışma vizesi almaları koşulu aranmaktadır.

Çalışma amacı dışındaki vizelerle veya iki ülke arasındaki vize muafiyet programı veya diğer vize kolaylıklarından yararlanarak Türkiye’ye gelmiş olan ve ikametgah tezkeresi olmayan yabancıların, çalışma izni için yurtiçinden başvuruları alınmamaktadır.

Ülke içinden yapılan çalışma izin başvurularında çalışma izni verilmesi halinde izin belgesinin tebliğ tarihinden itibaren en geç otuz gün içerisinde çalışma meşruhatlı (açıklamalı) ikamet tezkeresi almak için Emniyet makamlarına başvuruda bulunulması zorunludur.

Aşağıda belirtilen yabancıların çalışma izin başvuruları dördüncü fıkrada belirlenen değerlendirme kriterlerine tabi tutulmaksızın sonuçlandırılır:

a) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı yabancılar,

b) Türk ve akraba toplulukları uygulamaları çerçevesinde ikamet izni verilmiş olan yabancılar,

c)İnsani mülahazalar çerçevesinde ikamet izni verilmiş olan yabancılar,

d)İnsan ticareti mağduru olarak ikamet izni verilmiş olan yabancılar,

e) Anne, baba veya çocuğu Türk vatandaşı olan yabancılar,

f) Vatansız statüsünde ikamet izni verilmiş olan yabancılar.


17 Şubat 2013 Pazar

Kendini Keşfet, Kariyerini Yönet


Bugüne kadar başarıya ilişkin birçok kuram ortaya atıldı. Pozitif düşünce, kuantum düşünce, Secret, vb. kuramlar.

Aslında formül belli hepimiz biliyoruz ki hedefini doğru koyan ve sonra da bunun için çalışan kazanır. Örnek olarak; kişilik ve işyeri performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi sonucunda, kişinin özdisiplininin, performansındaki en iyi gösterge olduğu ortaya çıkmış. Bu da disiplinli çalışmanın önemli olduğunun bir diğer göstergesi.Sonuçta başarılı genel anlamda göreceli bir kavram; neyi hedefledin sonuç ne?

Milenyum (aydınlanma) çağı olarak tabir edilen 2000’lerin başından bu yana bir olumlu düşünelim, "olumlama yapalım" akımıdır tüm hızıyla gidiyor. Secret anlayışı bunlar arasında en fazla dikkat çekeni.

Benim secret anlayışından anladığım şu " Bir şeyi aklına koyacaksın, sürekli düşüneceksin, çok isteyeceksin ve olacak.Gönülden isteyeceksin. Yani başka bir deyişle bizim eskilerin deyimi yine karşımıza çıkıyor."Kırk kere söylersen olur". Peki burada çalışıp çalışmamanın önemi yok mu? Sadece isteyecekmisin ?

İnsanlar en olumsuz, en işin içinden çıkılmaz durumlarında bile sadece isteseler ama hiçbirşey yapmasalar istedikleri olacak mı? Tüm ülke olarak istesek ve olumlasak Dünyada Ekonomisi en iyi 3 ülke arasına girermiyiz?

Yıllarca hükümetlerin vaad ettiği 2 anahtar ( bir araba ve bir ev) hemen gerçekleşir mi?

Aslında bu tür görüşlerin çıkış noktası kuantum fiziğiymiş.Kuantum Fiziğinin önemini ve yaşamımıza katacağı farkı Ünlü Alman Fizikçi Werner Heisenberg’in belirsizlik ilkesi için söylediği şu cümlesini okuduğumda anladım ve konuyu bağdaştırdım.“Yol sadece onu incelediğimiz zaman görünür hale gelir” der. Yani diğer bir deyişle siz hangi yolu seçerseniz, o yol sizin gerçeğiniz olacaktır. Bize sürekli sunulan birçok seçenek arasından bilinçli ya da bilinçsiz olarak biz seçim yaparız. Sonuçta gerçekleşen şey kendi seçimimizdir.İyi ya da kötü.

Dolayısı ile sizin için iyi, doğru olanı seçebilmek için gözlemci tarafınızı geliştirmeniz ve başarıya götüren faktörleri iyi analiz etmelisiniz.

Hedefiniz, gözlemlemeye karar verdiğiniz yol; gözlemledikçe de bu yoldaki seçenekleri açığa çıkarmaya başlıyorsunuz. Başka bir deyişle yolunuzdaki fırsatları kavrama ve bunu harekete geçirme yeteneğiniz etkin oluyor.

Hedef koymak ve bu hedeflerin net olması bu nedenle çok önemli.Başarıya giden yolu bulmak ve fırsatları yakalayabilmek için nereye bakacağınızı bilmek ve kendinizde olan yetkinlikleri doğru kullanmak ve geliştirmek çok önemli.

Daha fazla çalışmak, önümüze daha fazla seçeneğin ve fırsatın açığa çıkmasına neden olacaktır.

Bu nedenle diyorum ki yine "çalışan kazanır".Başarının anahtarı : Fırsatları yakalama ve çalışma. Yani sadece istemekle olmuyor.

Durum Kariyer yönetiminde de aynı. Önce hedeflerinizi netleştireceksiniz sonra bu hedefe giden yolları oluşturacaksınız, yeteneklerinizi farkedecek ve geliştireceksiniz. Bunlar için de çok çalışmak gerekli.

Kısacası kariyer yolunda kendinizi de keşfe çıkacaksınız.


Öğrenmek Üzerine


Bir bilge bir göletin başında oturmaktadır dikkatini susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip tam su içecekken kaçması çeker dikkatle izler olayı köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki kendi aksini görüp korkmaktadır bu yüzdende suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi aksini görmediği için suyu içer.

O anda bilge düşünür, `Benim bunda öğrendiğim şu oldu der. `Bir insanın istekleri ile arasındaki engel çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.` Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür.

Asıl öğrendiği şey "İnsanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur." 

Bu yüzden ne varsa diğer insanlarla  paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır... Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü  vardır.Değer ver ve dinle...