.

29 Kasım 2019 Cuma

Değişim Büyülü Rüya ya Dikeni ?


Cocuklugum   bahçeli,  müstakil bir evde geçti.  Yazları  babam televizyonu bahçeye çıkartır,  babaannemler, anneannemler de gelir  akşamları  yemek sonrası  bahçemizdeki  mis kokulu limon agacının altında  hep birlikte televizyon izlenirdi.  Babaannemler  yan evde  anneannemlerse  arka sokakta otururlardı.  Eskiden beri  limon kokusu  bana hep çocukluğumdaki  yaz akşamlarını getirir.


İki dedem  birbirlerinden son derece farklı iki  karekterdi,  eşleri de öyle.
Bir dedem  koyu bir CHP li    diğeriyse   koyu  Adalet Partiliydi.  Akşam haberlerini  izlerken iki dedemin partiler arası  atışması   görülmeye değerdi.  Sanırım Parti  Başkanları onlar kadar Partilerinin arkasında durmazdı,    ikisi de   birbirini dinlemez  sadece konuşur, partisini haklı çıkarıp kendi partisine transfer etme/düşüncesini kabul ettirme  gayretinde olurdu.

Dedem  herkes tarafından akıllı olarak yorumlanan, hesaba  kitaba kafası  çalışan,  biraz daha okusa  nasıl  olurmuş şeklinde yorum alan,   herkesle iletişim kurabilen sakin  bir adamdı. Eşi  çok fazla konuşmayan  belli kuralları olan pek kimsenin işine  karışmayan  sade bir hanımdı.

Diğer dedemse   kuralcı    kendi kurallarından taviz vermeyen  bir adam,  eşiyse neredeyse sokaktan geçen her satıcıyı  durdurup alt kat  evinin balkonundan yediğinden içtiğinden ikram eden,  “hiç değilse biraz soluklan bir su iç  oğlum”  diyen ikramsever,   konuşkan tabiriyle çok hamarat  bir hanımdı.

Babaannem  anneannemi  çok konuşmakla  eleştirir, anneannem de  “dili olanın  eli de olur”  diyerek  kendi hamaratlığını  ön plana   çıkartır onu da bu konuda biraz eleştirirdi   diyelim.
Bizim akşamlarımız  hep onların atışması ile  geçerdi,  sanırsınız yarın bir araya  gelmeyecek hiç konuşmayacaklar  fakat  her akşam yine  hep birlikteydiler.  Her nereye  gitseler  birbirlerine uğramadan,  almadan gitmezlerdi.

Şimdi anlıyorum  çatışarak iletişim kurduklarını. Birbirlerine sevgi sözcükleri bile çatışaraktı.
Hani  bilirsiniz  bazen insanlar  sevdiği  kişiye  “seni seviyorum, hasta olmandan korkuyorum”  diyemez,  “ iş çıkartma  hava soğuk ceketini giy” der,  bunun gibi.
Öğrencilik  yıllarımda ;  öğretmenim,   arkadaşım   neyi  “yapamazsın”  dese  canla başla  adeta  ölümüne yapardım. 

Yıllar sonra iş hayatına adım attım,  tuzak hep aynı.  Bir süre  sonra insanların “yapamazsın, bilemezsin”  kodlamasını vererek  bana nasıl  istediğini yaptırdığını ve bu durumun beni yorduğunu  fark ettiğim günlerdi.  Peki  bu döngü nasıl  kırılacaktı ?  İşte  o günlerde  çatışarak iletişim kuran  genimi   fark ettim.  Çocukluğumdan gelen kodlanmamı.  
Birisi bana “yapamazsın”  dediğinde  “haklısın yapamam”,  “haklısın bilmiyorum”   demeyi öğrenmeye  başlamıştım. Önceleri zordu,  zamanla daha rahat söylemeye başlamıstım   yenilgi (!)   sözcüklerini, döngü  değişmeye  başlamıştı.  Cevremde    “sen artık değiştin eskisi gibi değilsin”   derken  “benim konfor alanıma girdin”  telaşını hızla görmeye başlamıştım.

Değişimin karşıdan  büyüsü  güzeldir ancak  cesaret ve kararlılık ister,  zorlu bir süreç işidir. Siz değişirken çevreniz  size karşı tutumunda ısrarlıysa ve değişmiyorsa  hayatınızdaki insanları ve mekanları dahi değiştirmeniz gerekebilir, önce kendi içinize yapacağınız  bu yolculukta yola çıkmadan önce  “Hazır mısınız, nelerden vazgecebilirsiniz”     kendinize samimi olarak cevap vermelisiniz ve unutmayınız önce vazgeçmeniz gerekenler sizde...

Kalpten bir hazırım diyene,    bu zorlu  yolda  iyi  yolculuklar dilerim….
















27 Kasım 2019 Çarşamba

Saklambaç


Çocukken saklambaç  oynardık.  “Ebe”   olanımız ya bir evin  duvarına  ya da bir ağaca  yüzünü döner,  gözlerini eliyle kapatırdı.

1 den  10 a    kadar sayar,   “saklanmayan ebe der”  ve gözlerini  (!) açardı.

Hiçbir  ebe  gözlerini tam kapatmaz  hafifçe aralar sağdan soldan kimin nereye saklandığını  gözetlerdi  hoş  çoğumuz da  aynı yerlere saklanırdık.

Burada  önemli olan aslında kimin nereye saklandığı  ya da saklanılan  yerin bilinmemesi değildi.
Çünkü hangimiz saklambaç  oyunundaki  “ebe”  olsak  gözlerimizi  kapattığımız  el parmaklarımızı   hafifce aralayarak arasından saklanılan  yere bakardık.

Bu arada kalabalık  bir grupsak  tabii ki  bu oyunda en güçlü olana odaklanır,  zayıf olanlara odaklanmaz,  parmaklarımızı araladığımız yerden zayıf olanı  gözetlemezdik yani onu  çokta önemsemezdik.

Sonra    sayım  bitip  aramaya başladığımızda,  aslında nereye saklandığını   gördüğümüz arkadaşımızı şöyle biraz  arar gibi yapıp, çevresinde dolanır  o cesaretlenip saklandığı yerden sıkılıp  koşmaya başlayınca biz de koşar   ilk  sobeleyen olmak  üzere mücadelemize başlardık.  Bu oyunumuzda önemli olan saklanılan yer,  oranın bulunmaması  değil önemli olan  hızlı koşan olmaktı.

Bir  Ebe  Stratejisi:   Yaslandığımız  duvar ya da agac yanından ayrılmayıp,  saklananların sıkılmasını beklemek, sıkılıp çıktıklarında hemen sobelemek - risk almadan bekle 

Bir saklanan Stratejisi :  Saklandığın yerden çık,  Ebe  olandan daha hızlı koş  - risk al

Oyunun kuralları ve kural dışı olanlar belli ve biz bu oyunu hep böyle oynar, oyunun tüm hilesini hepimiz bilir  ama  aramızda bunları hiç  konuşmazdık.

Yoksa siz bu oyuna   iş hayatında rastlamadınız mı ? İnanmam. Hadi şimdi  iş hayatımıza aktardığımız bu bilindik oyundaki  rol   ve stratejilerimizi  yazalım  ve hatta  en çok kazanan kimler  bir bir sıralayalım...

17 Haziran 2019 Pazartesi

Artık Arabalar da Akıllı!

Turkcell Kopilot ile Arabanızın ve Sevdiklerinizin Güvenliğini Sağlayın!

Varsayalım insan soyu kaldırılıp her şeyin kendiliğinden gelişip olgunlaştığı, sütlerin balların yerden kaynadığı, yiyeceklerin dallarından koparılmayı beklediği, herkesin gönlünden geçirdiğini hiç vakit kaybetmeksizin önünde bulduğu ve elde etmekte hiç zorlanmadığı bir Utopia ülkesine götürüldü. O zaman ne yaparlardı bu insanlar?

Schopenhauer’un Hayatın Anlamı adlı eserinde bahsettiği bu durum aslında sahip olduğumuz şeyler üzerinde uygulanabilse çok daha ağrısız dönemler geçirip asıl odaklanmak veya ilgilenmek istediklerimize daha fazla zaman ayırabiliriz.

Şehir hayatında araba sahipliği de aslında biraz bu alana giriyor. Sahip olduğunuz arabada aklınız kalmadan geçireceğiniz zamanları veya siz arabada değilken sevdiklerinizin güvenliğini sizin yerinize düşünen birisi olsa nasıl olurdu?

İşte Turkcell’de bu ihtiyaçtan yola çıkarak Kopilot’u geliştirmiş. Kopilot’un benzersiz özelliklerinden yararlanmak için, Turkcell’in makineler arası iletişimi sağlayan Kopilot tarifesine abone olarak alabileceğiniz, bir adet Turkcell Kopilot cihazı ve akıllı telefonunuza kolayca indirebileceğiniz ücretsiz Turkcell Kopilot uygulaması yeterli. Sistemi özetlemek gerekirse, Kopilot cihazının içinde bir adet Turkcell sim kart bulunuyor ve cihazı aracınıza taktığınızda, otomobiliniz ile akıllı telefonunuzu eşleştirmenizi sağlıyor. Ve bu sayede aracınızın tüm dijital verilerine akıllı telefonunuzdan ulaşabiliyorsunuz.
Kurulum ise çok basit. Cihazınızı, aracınızda bulunan OBD soketine takıyorsunuz. Bu soketin yeri, aracınızın marka ve modeline göre farklılık gösterebilir. Uygulamada bu soketin yerini bulmanız için bir kılavuz da mevcut.

Turkcell Kopilot’un ana ekranından tüm sürüş bilgilerinize kolayca ulaşmak mümkün. Klasik bir araç takip çözümünün sağladıklarından çok daha fazlasını sunan uygulamanın Seyahat Günlüğü bölümünde; yaptığınız yolculuklarda nereden nereye gittiğinizi harita üstünde görebilir, kaç kilometre yol aldığınızı, ne kadar yakıt tükettiğinizi ve ne kadar sürede ulaştığınızı, tüm ayrıntılarıyla kolayca öğrenebilirsiniz. Yakıt tüketiminin çok önem kazandığı şu günlerde, otomobilinizi bu sayede çok daha verimli ve tasarruflu bir şekilde kullanabilirsiniz.

Ana ekrandan kolayca ulaşabileşeceğiniz bir diğer bölüm ise Kontrol Sizde özelliği... Bu bölümde Vale modu, Ebeveyn modu ve Güvenli mod bulunuyor. Tek dokunuşla aktif hale getirebileceğiniz bu modlar, aracınız sizin belirlediğiniz limitler dışında kullanıldığında size haber veriyor. Diyelim ki aracınızı valeye teslim ettiniz ya da bir yere gitmesi için çocuğunuza verdiniz; eğer sizin belirlediğiniz hız limiti veya uzaklık limiti aşıldıysa anında bilgilendiriliyorsunuz. Güvenli mod’da ise aracınız bir yerde park halindeyken; bir sarsıntı olduğunda, aracınızın motoru çalıştığında ya da hareket ettiğinde bunun bilgisi o an akıllı telefonunuza sizin tercihinize göre arama veya bildirim olarak geliyor. Yani bu fonksiyonu, bir dijital alarm olarak kullanmak mümkün. Zaten Turkcell Kopilot da bunu “Dijital Anahtar” olarak uygulamada adlandırmış.

Turkcell Kopilot, sahip olduğu teknoloji sayesinde sürücünün yorgunluk durumunu da takip ediyor ve onu alarm vererek uyarıyor. Hatta bunu sürücüyü kahve molasına davet ederek hoş bir şekilde yapıyor. Ayrıca otomobile gelen darbeleri de analiz ederek olası kaza durumlarında uygulamada önceden tanımlanmış kişilere, anında bilgilendirme gönderebiliyor.

Otomobiliniz ile ilgili harcamalarınızda  kullanabileceğiniz Turkcell Kopilot’un Size Özel menüsü sayesinde ise; kaskonuzu yaptırabilir, periyodik bakım hizmetlerinden faydalanabilirsiniz. Ayrıca özel şoför hizmeti ile  aracınızı kolayca muayene ettirebilir, ikame araç talep edebilir ve hatta kolayca lastik satın alabilirsiniz.  Üstelik tüm bu hizmetlerden; Turkcell işbirlikleri sayesinde indirimli olarak  faydalanabilirsiniz.

Bütün bu özellikler dışında daha pek çok yenilik, Turkcell tarafından sürekli olarak geliştirilmeye ve Turkcell Kopilot’un yeni fonksiyonları arasına katılmaya devam ediyor. Siz de Turkcell Kopilot’un bu ayrıcalıklı dünyasına katılmak isterseniz en yakın Turkcell mağazasına uğrayabilir veya turkcell.com.tr’den siparişinizi verebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.

28 Şubat 2017 Salı

7 Aralık 2016 Çarşamba

YOLO Dünyası için Geri Sayım Başladı!

haydar-colakoglu-yolo-uygulama

Ulaşımda En Pratik Yol O!  sloganı ile yola çıkan ve Uber’in karşılaştığı en güçlü rakip olan girişim YOLO için geri sayım başladı. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de yoğun ilgi gören şehir içi, konfor ve kaliteyi birleştiren yolculuklar sağlayan platformlara bir yenisi daha ekleniyor. Kısa süre içinde hayatımızda farklı bir yer edinmeyi hedefleyen girişimin adı YOLO.

YOLO, şehir içinde lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti veren ve sektöre çok iddialı girerek diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama. Dünyada Uber modeli olarak bilinen mobil uygulamanın Türkiye versiyonu olarak planlanmış olan YOLO, uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıkmış.

YOLO’yu dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özellik TR’de hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modelleri. YOLO, hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

haydar-colakoglu

YOLO, TEB Holding ve Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar ÇOLAKOĞLU başkanlığındaki güçlü yatırımcı ve yönetim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Yönetim kademesindeki 12 kişilik tecrübeli ekibin, 1 yıl süren çalışmaları sonucu ortaya çıkardıkları YOLO, şehir hayatına yeni bir soluk getirmeyi planlıyor. 

haydar-colakoglu-teb-genel-mudur

Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar ÇOLAKOĞLU şunları söyledi;

“Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.

YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan biriside bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. YOLO’nun temel felsefesi bundan ibarettir. 

Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Kendileri ile yaptığımız çalışmalar sonucunda da “you only live once” baş harflerinden oluşan YOLO isminde karar kıldık. Bunun yanısıra Los Angeles, San Francisco, Londra ve Zürih merkezli yatırımcı grupları ile de görüşmelerimiz devam etmekte. Bu güç birliği platformu ile hem UBER gibi bir dünya devine rakip olacak, hem de Türkiye’den bir dünya markası çıkartabilmek için çalışacağız.

haydar-colakoglu-yolo-turkiye

Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yıl sonu hedefimizde 1000’i aşkın araçla hizmet vermek var.

Bu uygulamaların yanısıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasim ayında acilacak beta surumu ile İstanbul`un bazi seckin mekanlarinda yapilacak test surusleri ile hizmete baslayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık - 4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız. Açılışa özel bu kampanya gibi birçok büyük kurumdan da kampanya desteği alan YOLO ile yolculuklarınızın standartları değişecek. YOLO’yu hepinize tavsiye ediyorum. YOLO dünyasına hoş geldiniz.”

GooglePlay ve AppStore dan indireceğiniz uygulama sayesinde YOLO dünyasında siz de yerinizi alın. Detaylı bilgi ve iletişim için www.yolo.com.tr adresinden YOLO’ ya ulaşabilir @yolo_turkiye Instagram adresinden de takip edebilirsiniz.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

2 Mart 2016 Çarşamba

Siz Nasıl Bir Patronsunuz?

Hayal ettiniz, hedefinizi belirlediniz, inancınızı yitirmediniz, çok çalıştınız ve işinizin patronu oldunuz. Peki sıra patron olmayı öğrenmeye geldiğinde aynı titizliği gösterdiğinize inanıyor musunuz? Durup bir düşündüyseniz okumaya devam edin. Kendinize soracağınız birkaç kritik soru ile hem kendiniz hem de çalışanlarınız için mutlu ve verimli bir iş ortamı sağlayabilirsiniz.

Çalışanlarınızı motive ediyor musunuz?
Motivasyon, iş hayatının her noktasında başarının ön koşuludur. Çalışanlarınızın enerjisini her koşulda üst seviyede tutmak için onların başarılarını takdir edin ve ödüllendirin.  

Onları ne kadar tanıyorsunuz?
Cevabınız sadece yaptıkları işin içeriğinden ibaret olmamalı. Çalışanlarınızı izleyerek onların yeteneklerini ve güçlü yönlerini öğrenin. Bu sayede hem onları yönlendirip sorumlulukları doğru şekilde bölüştürür hem de iş ortamınızdaki uyumu ve heyecanı yok etmemiş olursunuz.

Başarısızlık ve başarı kimin eseri?
Elde ettiğiniz başarıları kendinize, başarısızlıkların nedenini çalışanlarınıza yüklüyorsanız iş ortamınızda mutsuzluk, motivasyonsuzluk, güvensizlik ve isteksizliğin hakim olduğunu bilmelisiniz. Bu durumda, zaman içerisinde başarısızlık oranının artması kaçınılmaz olur.

İş dışında aktiviteler yaratıyor musunuz?
Çalışanlarınızla bir arada düzenleyeceğiniz aktiviteler, iş stresinin azaltılmasına ve ekibiniz arasındaki bağın güçlenmesine yardımcı olur. Ofis dışında birbiri ile hiç vakit geçirmeyen bir ekibiniz varsa, zaman içerisinde iletişim problemlerinin ortaya çıkmasına şaşırmayın. 

Çalışanlarınızın fikirlerini önemsiyor musunuz?
Unutmayın, haklı olan her zaman siz değilsiniz. İşinizde ne kadar yetkin olsanız da gözünüzden kaçan ayrıntılar ya da farklı bakış açıları hep olacaktır. Bunlara kulak tıkamadığınız sürece uyumlu, yeniliklere açık bir ekibe sahip olursunuz.

Onları ne kadar özgür bırakıyorsunuz?
Siz de sürekli etrafta dolaşan, kontrol delisi bir patronsanız çalışanlarınızın bundan hiç memnun görünmemesinin sebebi sandığınız gibi “kaytarma” isteği olmayabilir. Araştırmalara göre patronunu makul aralıklarla gören ve çalışırken özgür bırakılanların iş ortamındaki verimi ve başarısı daha yüksek. 

Ancak…

Bazen özgür ruhlu bir deha hayatınızın tatlı belası olabiliyor. Bir de onu uzaktan takip etmek zorundaysanız vay halinize. Verdiği bilgilere ikna olmak için gününüzün çok önemli bir kısmını onun mesajları, telefonları ve hatta Selfie’leri ile geçirmek zorunda kalabilirsiniz. Olmaz demeyin, bakın nasıl oluyor:

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

27 Haziran 2015 Cumartesi

Gayrimenkul Sektörünün Geleceği Dinamizmde

Gayrimenkul sektörü günümüzün en gözde yatırım alanlarından birisi, hatta en gözdesi desek yalan olmaz.

T.C. Başbakanlık Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı gayrimenkul raporuna göre Türkiye gayrimenkul sektörü, toplam GSYİH’nin %19,5’ini temsil ediyor ve bu da sektöre büyük bir yatırım potansiyeli sağlıyor.

Topraktan alım yapıldığında, henüz dairelerin satışı yapıldığı süreçte dahi ciddi oranda kazanç sağlanabiliyor.

Fakat gayrimenkul alanında kazanabilmek için doğru adımı doğru yerde, doğru zamanda atmak çok önemli. Gayrimenkul sektöründe güven çok önemli bir unsurdur. Zira her firma, her semt ve her yapı, yatırım yapmanız için size güven vermez.
Bindiğiniz dalın sağlamlığını binmeden önce ölçebilmeniz gerekir. Bunun için de tecrübeli, bilinçli, kendini ispat etmiş oluşumlara yönelmek, yapılacak en doğru harekettir.

Şimdiye kadar anlattıklarımızdan hareketle sektördeki dinamizmleri, devrim niteliği taşıyan yeni nesil çalışmaları ile Kanyon gibi büyük oluşumları olan İş GYO ve Manhattan’da dünyanın en iyi projesi ödülünü kazanan Nef ‘in bir araya gelerek geliştirdiği Topkapı’daki İnistanbul Gala projesi, diğer seçeneklerden bir adım öne çıkıyor.

Bu projenin geleceği her daim parlak olan gayrimenkul sektörünün şimdiden parlayan yüzü ve güven odağı olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz.

Peki tüm bunları neye göre söylüyoruz? İsterseniz bu dinamizmin içeriğine bir göz atalım.

“Dev” Proje: İnistanbul Gala

Yaptıkları proje ve başarılarıyla kendinden söz ettiren Nef ve İş GYO, bir araya gelerek bir projeye başladıysa, bilin ki hem yatırım hem sosyal yaşamda farklılık yaratacak bir oluşuma adım atılmış demektir.

Lokasyon: Şehrin merkezi Topkapı

İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde Yıldız Teknik Üniversitesi Davutapaşa yerleşkesinin karşısında yer alan eski Şise Cam Fabrikasının bulunduğu alanda, yani İstanbul’un yeni ticaret merkezi olarak adlandırabileceğimiz Topkapı bölgesinde gerçekleştirilecek olan proje birçok açıdan dikkat çekiyor. Özellikle projenin uygulanacağı alandaki alışveriş merkezleri, spor ve kültür merkezleri ile gelişmiş ulaşım ağı bölgenin ne kadar avantajlı olduğunun göstergesi.

İstanbul nüfusunun yaklaşık 1,5 milyon kadarı, İnistanbul projesine sadece 15 dakikalık mesafe içerisinde yaşamlarını sürdürüyor. Yatırım uzmanları tarafından, “Mecidiyeköy-Levent” aksıyla beraber değerlendirilen “Cevizlibağ-Merter-Bakırköy-Havalimanı” aksı; alışveriş merkezleri, spor ve kültürel tesisleri ve her gün genişleyen ulaşım ağı ile yatırım değerini her geçen gün artırıyor.

Topkapı bölgesi, ulaşım hatlarının kesiştiği bir noktada yer alması ve kolay ulaşılabilirliği ile konut ve ofis yatırımlarının tercih edildiği bölgeler arasında bulunuyor.

İnistanbul projesi, İstanbul’un her köşesine rahatlıkla ulaşabileceğiniz metro hattına yürüme mesafesinde yer alıyor, tramvay ve metrobüse de yakın mesafede bulunuyor.

Önünde yer alan metrobüs hattı üzerindeki eğitim kurumlarında 30.000’i aşkın üniversite öğrencisinin eğitim gördüğü ve 3.000’i aşkın eğitim görevlisinin çalıştığı İnistanbul Gala, Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü’ne 100 metre, Yeni Yüzyıl Üniversitesi’ne 800 metre, Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Hastanesi’ne 1.4km, Nişantaşı Üniversitesi Bayrampaşa Yerleşkesine 1,5 km, Cevizlibağ Doğa Koleji’ne 1,6 km mesafede yer alıyor. Ayrıca, sağlık sektörünün önemli merkezlerinden olan Avrasya Hospital, Özel Derman Hastanesi, Memorial Hizmet Hastanesi, Özel Balıklı Rum Hastanesi ve Medicana Bahçelievler Hastanesi’ne de çok yakın bir lokasyonda bulunuyor.

24 Odalı 1+1 Ev

Katlanır ev sistemi yani “Foldhome”, Nef’in birçok projesinde uygulanan yeni ve dinamik bir keşif. Bizlere bir evin içine sığamayacak, hatta alışılmış sitelerin sosyal tesislerinin kapsayamayacağı kadar farklı odalar yaratan Foldhome sistemi, 5000 m2’lik bir evin sahip olabileceği özellikleri bir evin içerisinde sunan mimari bir yaklaşım. Foldhome üniteleri İnistanbul Gala projesinde de yer alacak. Ayrıca aynı sistemi ofisler için de uygulayarak Foldoffice konseptine de İnistanbulda yer verilecek.

Bu yazıyı okuduktan sonra eminiz daha detaylı bilgilere göz atmak isteyeceksiniz. O halde http://www.inistanbultopkapi.com/ ‘a hemen girip merak ettiğiniz sorulara cevap bulabilirsiniz.

Bu içerik http://projelist.com/ tarafından hazırlanmıştır. 

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.