.

18 Mart 2013 Pazartesi

Biraz da Mizah : İnsan Kaynakları

                                                 



                                                       







27 Şubat 2013 Çarşamba

Kariyer Konusuna : Farklı Bir Perspektif





Aşağıda paylaşacağım video herbirimizde farklı düşüncelere yol açacak belki de.

Kimimiz izlerken başrolde işe gitmek üzere hazırlanan adama biraz özenecek, herkes ona hizmet ediyor diye niteleyecek, kimimiz eşya figürü alan insanlara takılıp şaşıracak, kimimiz bu durumu yaşam içinde hizmet edenler veya edilenler olarak algılayacak ...............

Filmde İspanyol yapımcılar bu hizmet etme/edilme halini en komedisinden en trajik haline varana kadar işlemişler.

Filmin ilk sahnesi şöyle başlıyor : Saatin içinde smokinli bir adam kollarını sahibinin zamanı görebilmesi için akrep ve yelkovan olarak kullanıyor ve sabah zamanında kalkmasını sağlıyor.

Film ilerledikçe ; Askılık kadınlar, masa görevi gören kadın ve adam, trafik lambası adamlar, ayna tutan adam, asansör görevi gören şişman adam ve taksi adamları görüyoruz.

Filmi izlerken filmimizdeki esas adama mı özenirsiniz hizmet edilen olarak, yoksa asansör veya saat görevi gören insanlara mı üzülürsünüz ? Burada aklınıza farklı düşünceler gelebilir.

Hepimiz hayatın içinde birilerine hizmet ederken, birilerinin de hizmetini almıyormuyuz? Hergün ekmek aldığımız fırıncı, gittiğimiz kuaför, trafik polisi ..........

Aslında başka bir deyişle onlar da kendi işlerini yaptıkları alanlarında kariyer yapmıyorlar mı?

Taksi adamlar yok mudur, gerçek anlamda insanları bir yerden bir yere götüren? Bunu metafor olarak düşünürsek; insanları tolere eden, çabalayan, bir yerlere gelmesi için uğraşan veya onları bir yerlere taşıyan. Böyle insanlar yok mu çevrenizde ?

Şirketlerde de durum böyle,  ofiste çay servisi yapan hanım, müdürünün istediği tabloyu hazırlayan Finans Uzmanı, Genel Müdüre verimlilik raporunu analiz ederek yorumlayan Finans Müdürü... Herkes bir yerlerde hizmet alırken, hizmet veriyor.

İşte asıl filmin en düşündürücü ve trajik sahnesi...O herkesin hizmetini alan kişi şirketine gider çanta ve ceketini bırakır ve görevinin başına geçer sona dikkat.... İzlemenizi tavsiye ederim.


18 Şubat 2013 Pazartesi

Yabancıların Türkiye de Çalışma İzni Alma Aşamaları


Türkiye’de bulunan ve çalışmak isteyen yabancıların çalışabilmesi için çalışma izni alması gerekmektedir. 4817 sayılı Kanun kapsamında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na yapılacak müracaatların elektronik ortamda yapılması ve kâğıt ortamında imzalanarak Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği Ekinde belirlenen diğer belgelerle birlikte Bakanlığa ulaştırılması gerekmektedir.


Yurtdışından yapılacak başvurular...
Yabancılar, yurtdışından çalışma izni için başvurularını milliyetinde bulundukları veya sürekli ikamet ettikleri ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine yapacaklardır. Temsilcilikler, çalışma izin talebine ilişkin olabilecek değerlendirmeleri ile birlikte bu başvuruları doğrudan Bakanlığa iletirler.


Yurtiçinden yapılacak başvurular...
Yurtiçinden, sadece minimum altıay süreli ikamet tezkeresi almış ve bu süresi sona ermemiş olan yabancılar veya bunların işverenleri, başvurularınıdoğrudan Bakanlığa yapabilirler. Başvuru için istenen belgelerin yapılan elektronik başvuruyu takip eden altı işgünü içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na ulaştırılması gerekmektedir.


Türkiye’de öğrenim amacıyla verilen ikamet izinleri hariç, herhangi bir sebebe istinaden minimum altı ay süreli ikamet izni almış olup da bu izin süresi içinde çalışma izni verilmiş yabancılardan, Türkiye’nin dış temsilcilikleri kanalı ile çalışma vizesi alması koşulu aranmaz. Ancak, insan ticaretine konu olan veya olabilecek alanlarda çalışacak yabancılar için altı ay süreyle ikamet etmiş olması konusu dikkate alınmayarak, her defasında dıştemsilciliklerimizden çalışma vizesi almaları koşulu aranmaktadır.

Çalışma amacı dışındaki vizelerle veya iki ülke arasındaki vize muafiyet programı veya diğer vize kolaylıklarından yararlanarak Türkiye’ye gelmiş olan ve ikametgah tezkeresi olmayan yabancıların, çalışma izni için yurtiçinden başvuruları alınmamaktadır.

Ülke içinden yapılan çalışma izin başvurularında çalışma izni verilmesi halinde izin belgesinin tebliğ tarihinden itibaren en geç otuz gün içerisinde çalışma meşruhatlı (açıklamalı) ikamet tezkeresi almak için Emniyet makamlarına başvuruda bulunulması zorunludur.

Aşağıda belirtilen yabancıların çalışma izin başvuruları dördüncü fıkrada belirlenen değerlendirme kriterlerine tabi tutulmaksızın sonuçlandırılır:

a) Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşı yabancılar,

b) Türk ve akraba toplulukları uygulamaları çerçevesinde ikamet izni verilmiş olan yabancılar,

c)İnsani mülahazalar çerçevesinde ikamet izni verilmiş olan yabancılar,

d)İnsan ticareti mağduru olarak ikamet izni verilmiş olan yabancılar,

e) Anne, baba veya çocuğu Türk vatandaşı olan yabancılar,

f) Vatansız statüsünde ikamet izni verilmiş olan yabancılar.


17 Şubat 2013 Pazar

Kendini Keşfet, Kariyerini Yönet


Bugüne kadar başarıya ilişkin birçok kuram ortaya atıldı. Pozitif düşünce, kuantum düşünce, Secret, vb. kuramlar.

Aslında formül belli hepimiz biliyoruz ki hedefini doğru koyan ve sonra da bunun için çalışan kazanır. Örnek olarak; kişilik ve işyeri performansı arasındaki ilişkinin incelenmesi sonucunda, kişinin özdisiplininin, performansındaki en iyi gösterge olduğu ortaya çıkmış. Bu da disiplinli çalışmanın önemli olduğunun bir diğer göstergesi.Sonuçta başarılı genel anlamda göreceli bir kavram; neyi hedefledin sonuç ne?

Milenyum (aydınlanma) çağı olarak tabir edilen 2000’lerin başından bu yana bir olumlu düşünelim, "olumlama yapalım" akımıdır tüm hızıyla gidiyor. Secret anlayışı bunlar arasında en fazla dikkat çekeni.

Benim secret anlayışından anladığım şu " Bir şeyi aklına koyacaksın, sürekli düşüneceksin, çok isteyeceksin ve olacak.Gönülden isteyeceksin. Yani başka bir deyişle bizim eskilerin deyimi yine karşımıza çıkıyor."Kırk kere söylersen olur". Peki burada çalışıp çalışmamanın önemi yok mu? Sadece isteyecekmisin ?

İnsanlar en olumsuz, en işin içinden çıkılmaz durumlarında bile sadece isteseler ama hiçbirşey yapmasalar istedikleri olacak mı? Tüm ülke olarak istesek ve olumlasak Dünyada Ekonomisi en iyi 3 ülke arasına girermiyiz?

Yıllarca hükümetlerin vaad ettiği 2 anahtar ( bir araba ve bir ev) hemen gerçekleşir mi?

Aslında bu tür görüşlerin çıkış noktası kuantum fiziğiymiş.Kuantum Fiziğinin önemini ve yaşamımıza katacağı farkı Ünlü Alman Fizikçi Werner Heisenberg’in belirsizlik ilkesi için söylediği şu cümlesini okuduğumda anladım ve konuyu bağdaştırdım.“Yol sadece onu incelediğimiz zaman görünür hale gelir” der. Yani diğer bir deyişle siz hangi yolu seçerseniz, o yol sizin gerçeğiniz olacaktır. Bize sürekli sunulan birçok seçenek arasından bilinçli ya da bilinçsiz olarak biz seçim yaparız. Sonuçta gerçekleşen şey kendi seçimimizdir.İyi ya da kötü.

Dolayısı ile sizin için iyi, doğru olanı seçebilmek için gözlemci tarafınızı geliştirmeniz ve başarıya götüren faktörleri iyi analiz etmelisiniz.

Hedefiniz, gözlemlemeye karar verdiğiniz yol; gözlemledikçe de bu yoldaki seçenekleri açığa çıkarmaya başlıyorsunuz. Başka bir deyişle yolunuzdaki fırsatları kavrama ve bunu harekete geçirme yeteneğiniz etkin oluyor.

Hedef koymak ve bu hedeflerin net olması bu nedenle çok önemli.Başarıya giden yolu bulmak ve fırsatları yakalayabilmek için nereye bakacağınızı bilmek ve kendinizde olan yetkinlikleri doğru kullanmak ve geliştirmek çok önemli.

Daha fazla çalışmak, önümüze daha fazla seçeneğin ve fırsatın açığa çıkmasına neden olacaktır.

Bu nedenle diyorum ki yine "çalışan kazanır".Başarının anahtarı : Fırsatları yakalama ve çalışma. Yani sadece istemekle olmuyor.

Durum Kariyer yönetiminde de aynı. Önce hedeflerinizi netleştireceksiniz sonra bu hedefe giden yolları oluşturacaksınız, yeteneklerinizi farkedecek ve geliştireceksiniz. Bunlar için de çok çalışmak gerekli.

Kısacası kariyer yolunda kendinizi de keşfe çıkacaksınız.


Öğrenmek Üzerine


Bir bilge bir göletin başında oturmaktadır dikkatini susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip tam su içecekken kaçması çeker dikkatle izler olayı köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki kendi aksini görüp korkmaktadır bu yüzdende suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi aksini görmediği için suyu içer.

O anda bilge düşünür, `Benim bunda öğrendiğim şu oldu der. `Bir insanın istekleri ile arasındaki engel çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.` Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür.

Asıl öğrendiği şey "İnsanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur." 

Bu yüzden ne varsa diğer insanlarla  paylaş, senden de öğrenilecek bir şeyler vardır... Her insanın bir hikâyesi ve söyleyecek bir sözü  vardır.Değer ver ve dinle...

3 Kasım 2012 Cumartesi

Rol Kavramları Üzerine

Yaşam bir  oyun,  doğduğumuz andan itibaren sahne açılır ve bizim için biçilmiş roller  başlar, sırası geldikçe  rol arkadaşlarımız da oyuna dahil olur. Büyüdükçe rolümüz çeşitlenir, rol arkadaşlarımız çoğalır.
Farkında olmasak da günlük yaşamımız içerisinde bize biçilen sosyal roller vardır ve toplum içerisinde belirlenen kalıplarda bu rolleri oynamamız  beklenmektedir.Anne, baba, eş, çocuk, kardeş, komşu, arkadaş, akraba.
Hepsinin birbiri arasındaki ilişki, toplum  tarafından belirlenmiş ve belirli çerçevede düzenlenerek, bulunulan toplum tarafından kabul görmüştür. Zaman zaman  role aykırı kişiler olsa ve her ne kadar bazen kalıp dışına çıktıkları için, içten içe  hayran olunsa da  toplum tarafından reddedilmeye mahkum olurlar.
Bir de bunların yanında mesleklere göre de   rollerimiz var ki bulunduğumuz toplum  içerisinde  belli düşünce kalıplarına sığdırılmıştır. Doktorun, öğretmenin  davranış biçimi, giyim tarzı vs.
Bir konferansdayım (Influencing&Persuading in the New Reality) Konuşmacı Shelly Rose Charvet…
Konferansda  olan kişilerse ağırlıklı olarak şirketlerdeki İnsan Kaynakları yöneticileri.
Konunun rahatlatıcı etkisinin yanında Shelly nin rahat ve sakinleştirici konuşma tarz ve davranışlarının sonucu  ile konferans aralarında birbiri ile yeni tanışmış, birçok değişik şirketten  katılmış  IK yöneticilerinden hepbir ağızdan  şunu duydum. Biz IK olarak üzerimize düşeni, işimizin gereğini  yapıyoruz fakat bizleri şirkette patrona yakın veya  hep çalışana negatif etki yapacak kişiler gibi görüyorlar, kimseye yaranamıyoruz….
Değişik şirketlerden gelse de aynı dertten muzdarip IK Yöneticilerinin bir de konuya bu kadar içerleyerek,  savunma mekanizması geliştirmesi hiç de azımsanacak gibi değildi.Şirketler değişse de biçilmiş roller ve etkileri  aynı.
Şirketlerde çalışana yüklenen roller de yine toplumsal rollerimiz gibi değil mi? Şirketlerde de her departmana yüklenmiş roller olduğu gibi, departmanlarda çalışanların da yine yerine getirmesi gereken roller  ve bu yönde beklentiler var.
Çalışan  için  işyerinde bir  statü ve görev belirlenmiştir  ve çalışan  bu statünün, işin  gerektirdiği rolleri yerine getirmek durumundadır. Çalışanın  rollerinden bir tanesinin, başka bir rolün gerektiği gibi davranmasını güçleştirmesine "rol çatışması" deniyor. Bunu daha da açıklamak gerekirse ; yılsonunda performansında bazı sorunlar gözlemlenen  bir çalışanın, Performans değerlendirmesi uygulamasını yöneten IK Yöneticisi hakkında  doğru performans sistemi koyamadığını söylemesi  gibi…
Bu noktada Yönetimin  koordinasyon becerisi devreye giriyor.

Rol çatışmasına sosyal hayattan örnek verecek olursak da ; Çocuğun babasını gece geç saatte eve dönmek konusunda ikna edemeyerek,  despot  baba olarak ilan etmesi...
Bir rolün, kişinin diğer rolünü yerine getirmesini kolaylaştırmasına da "rol pekiştirmesi" denir. Örneğin: Tecrübeli Yöneticinin çalışana bilgi aktarımı gibi.
Sosyal yaşamda da bir babanın kendi gençlik yıllarındaki  duygularını gözden geçirerek oğluna davranış geliştirmesi...
Bir de rol kayması kavramı var ki sosyal yaşamda bir annenin çocuğuna yetişkin bir anne gibi davranmayıp, çocuk  gibi davranışlar göstermesi,  Öğretmen olan bir annenin evinde  çocuğuna da öğretmen gibi davranması. Şirketlerde  Yöneticinin  baba gibi davranması, Mali İşlerde çalışan bir kişinin Halkla İlişkiler çalışanı özelliklerini göstermesi gibi.
Her ne kadar IK olarak  çalışanın yanında, kolaylaştırıcı ve destekleyici etkilerimiz  yükseldi ve halen yükseliyor desek de düşünce kalıplarını  kırmanın zaman aldığı/alacağı kesin.
Zaman içerisinde düşüncelerimizde de  esnemeler oluyor tabii.Gerek sosyal gerekse de mesleksel rollerimiz de önemli olan farkındalık seviyemiz. Rol geçişlerimizde farkındalığımız ne kadar yüksek olursa,  başarımız o kadar yükselecektir.
Drama öğrencilerine hep şu söylenir:   Rol yapma  OL  !
Filmlerde veya tiyatro sahnelerinde  bazı oyuncuları iyi,  bazılarınıysa kötü oyuncular olarak tanımlarız.
Bana göre iyi oyuncular rol yapmayıp, olanlar. Rolün duygusunu beden diline, gözlerine o kadar iyi yansıtırlar ve inanırlar ki   rol yapmaz   olurlar, aslında roldeki kişi  ile çok iyi empati kurar,  rolün gereği olduğunu bilirler.Oyun bittiğindeyse  kimliklerine dönerler, taa ki başka bir oyunda başka biri olana kadar...

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun, ne de duyabiliyorsun.  (Alıntı)

4 Ağustos 2011 Perşembe

Değişim Üzerine Küçük bir Hikaye ve Dönüşüm Notu

Bilge bir Amerikan kızılderilisi kendi içindeki mücadeleleri şöyle anlatmış :
"İçimde iki tane köpek var.Köpeklerden  biri kötü ve huysuz  diğeriyse iyi. Kötü köpek iyi köpekle sürekli
olarak kavga ediyor"
Hangi köpeğin kazandığı sorulduğunda,  bir an düşünüp cevap vermiş: " En çok hangisini beslersem
o tabii ki..."

Değişimin Negatif sesi' nin kendi kendisine konuşmasını, Değişimin Pozitif Sesi'nin kendi kendisine konuşmasına  dönüştürmenin  anahtarı  Meta-Pozitif  Düşünce' dedir.